Yeme bozuklukları en geniş kapsamı ile “anoreksiya nevroza, bulimiya nevroza, pika, ruminasyon’u “ içermektedir. Aralarında en sık rastlananlar anoreksiya ve bulimiyadır. Anoreksiya boy-yaş-kilo endeksini kabul etmeme, aşırı kilo alma korkusu, bedende imgesel bozukluklar gibi semptomlardan oluşur ve bulimiya’dan ayıran en önemli özelliği anoreksik hastalar olması gereken kiloların çok altında olan bireylerdir, bulimiyaya sahip olanlar ise ya hafif kilolu yada normal kabul edilen standartlara sahip bireylerdir.  Bulimiya semptomlarına geldiğimizde ise ikiye ayrılıyor. Tip 1 hastalar aşırı yeme ataklarının ardından kendini kusturma, veya dışkı söktürücü (ki bu genelde müshil olur) ilaçlar kullanarak yediklerini oğal plmayan yollarla vücuttan atma gibi semptomlar gösterir. Tip 2 hastalar ise yemek yememe ve alınan kalorileri aşırı ve ağır sporlar yaparak atma olarak kendini belli eder.  Bulimiya hastaları hastalıklarını bir süre sonra fark edip kabullenirlerken  , anoreksik hastalar durumu kabullenmezler. Psikolojik hastalıklar arasında doğrudan tek ölümcül sonuçlar doğuran bu hastalıklarda ölüm oranı %4-%20 arası değişmektedir.

Yeme bozukluklarının temeller

Son yıllarda yapılan araştırmaların gösterdiği sonuçlar doğrultusunda birçok sebebe dayalı olduğu görülmüş. Aile durumu, biyolojik ve psikolojik yatkınlık, sosyal çevre” özellikle medya”  bu konuda etkili olan etiliyojinin birer parçasıdır. Cinsiyette önemli bir faktördür bu konuda , Bulimiya hastalarının kızlarda %2-%4 arası görüldüğü tespit edilmişken erkeklerde bu oran %0,2 dir.

Medya’nın Etkisi

 Bence bu doğrultuda en önemli faktör medya . Bir çoğunuzunda benimle eş değer fikirde olucağınızı düşünüyorum bu yazıyı okudukatan sonra.  Sosyakültürel açıdan bakıldığı zaman toplum algısında zayıflık imajının kadının kendine güven, kendine “saygı” başarı ve özdenetim gücüyle de ilişkili bir terim olarak anılmaya başlanmasında şüphesiz ki medyanın rolü çok büyüktür. Özellikle son zamanlarda hayatımıza giren sosyal medya platformları ile burada herkesin genç, güzel, mutlu, oldukça fit vücutlara sahip oldukları vurgulanıyor devamlı. Ünlü markalar devamlı reklamlarında kusursuz diye tanımlayabileceğimiz mankenlere yer veriyor . Hepimiz içimizde en az bir kere o tür bir mükemmelliyete sahip olabilmeyi geçirmişizdir . 

Evet son zamanlarda güzellik algısı biraz olsun yıkılmaya başlandı ama böyle bir şeyin olamayacağı en azından olsa bile belirli bir kesime asla kabul ettirilemeyeceği en başından belli. Büyük bir marka olan gucci son zamanlarda alışılmışın dışında mankenlerle defile yapmaya başladığında birçok kişi tarafından ayakta alkışlanıldı, iki yüzlülük . Eğer yolda “normal” standartlara sahip olmayan bir birey görülse ve toplumun ona yakıştırmadığı şekilde giyinmiş olsa herkes ya aşağılayıcı bir bakış ile onu süzer yada ayıplar .  Peki bunu bir marka yaptığı zaman ne yapıldı insanlar her zaman ki iki yüzlülüklerini konuşturarak toplumun içinde maskelerini takarak onların ne kadar güzel, kendileriyle barışık, ne kadar özgüvenli olduklarını dile getirdiler. Belki en ufak bir eleştirinin  bile bir insanın hayatını karatma ihtimali olduğu sorgulanmadan acımasızca laflar ediyoruz. Evet belki o kişi sizin karşınızda karşı bir tepki vermemiş olabilir lakin bu o kişinin kendi için de neler yaşadığı veyahut neler yaşayacağı gerçeğini değiştirmez. Hiç kimse sizin belirlediğiniz güzellik sınırları içeresine girmek zorunda değil. Her güzel fit bir vücuda, çağın belirlediği kriterlere uymak zorunda değil. Belki bu satırları okurken içinizden insanlarin ne düşündüklerini umursamıyorum nasılsa bana bir şey olmaz diye geçirdiniz. Sizi çok iyi anlıyorum zamanında aynı cümleleri bende söylemiştim hala da söylüyorum aslında toplumun ne söylediği , insanların ne konuştuğu hiçbir zaman umrumda olmadı ama bazen insanlar değil tek bir insanın bile ufacık bir cümlesi sizi bu hastalığa sürükleyebilir. Bazen tek bir “sen biraz kilo mu aldın” ifadesi sizin aylarınızı ve belki yıllarınızı psikologların ve diyetisyenlerin yanlarında geçirmenize sebep olabilir. Yada belki bu nasıl hastalıklı bir düşünce bir insan neden kendini aç bırakır neden kendini kusmaya zorlar diye düşünebilirsiniz , düşünmek ve sorgulamak en doğal hakkınız nasıl olsa. Ama bunu yargılamakla karıştırmayın o psikolojiyi , o her yemek yedikten sonra oluşan pişmanlık hissini yanlızca yaşayan anlar evet gerçekten hastalıklı bir düşünce ama bu hastalığa sahip olan insanların bu düşüncelere kapılmasının tek sebebi biz ve bizin onlardan daha hastalıklı olan fikirlerimiz…

Mücadele Yöntemleri

Her iki hastalığın tedavisi için de, temel bir tedavi yaklaşımı henüz benimsenmemiştir. Bireysel psikoterapi teknikleri, aile terapisi, grup psikoterapisi ve farmakolojik tedavinin etkinliği tartışılmaktadır. Genelde benimsenen birçok tedavi yaklaşımından aynı anda, işbirliği ve ortak çalışma çerçevesinde yararlanmaktır. Bu çerçeve içinde beslenme durumun düzeltilmesine ilişkin medikal girişimler de yer almalıdır. Anoreksiya nervozada beden ağırlığının arttırılması, bulimiya nervozada ise tıkınırcasına yeme nöbetlerinin azaltılması için beslenme uzmanı ile gerektirirse iç hastalıkları uzmanı ile birlikte çalışmak gerekir . Anoreksiya nervoza tedavisinde, beslenme rehabilitasyonu sırasında beden imgesi düzelmeden hızlı kilo aldırtmak risklidir. Günde 1 500 kalori alımı ile başlanıp giderek arttırılarak, haftada 1-1.5 kilo artış hedeflenebilir.

Anoreksiya nervoza ve bulimiya nervozada uenztr teknikler uygulanır. Yanlış yeme tutumu ve beden ağırlığı ile aşırı uğraşma semptom olan beden imgesi bozukluğunun düzeltilmesinde oldukça etkilidir . Psikodinamik psikoterapinin amaçları; hastanın hissetme kapasitesini arttırmak ve duygularından söz edebilmesini sağlamak, güç ve bağımlılık duygularını ifade edebilmesini kolaylaştırmak, süperego ve ilkel suçluluk duygularını ele almak, varolan yeme davranışına göre daha uygun başa çıkma stratejileri geliştirmek, özbakımı arttırmak ve hastayı sağlıklı fiziksel, beslenme ve bilişsel duruma geri döndürmek olarak özetlenebilir . Ayrıca bu hastalıkların tedavisinde ilaç tedavisinin, daha çok yeni olduğu ve yerinin şimdilik çok sınırlı olduğu unutulmamalıdır. Anoreksiya Nervozanın ilaçla Tedavisi son 50 yılda psikiyatride birçok hastalığın ilaçla tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Ancak, anoreksiya nervoza tedavisinde farmakolojik girişimler şimdilik yetersiz kalmaktadır Yeme bozukluklarının ilaçla tedavisindeki gelişmeler ve başarılar daha çok bulimiya nervoza tedavisinde ortaya çıkmaktadır.

Sonuç Olarak

Son 20 yılda yeme bozukluğu görülme oranındaki bilinen artışın yanı sıra Türkiye’nin Batı ülkeleri oranına bu denli yaklaşmış olması çeşitli tutum değerler ve yaşam stili konusunda yaşadığı geçiş periodu ile açıklanmaktadır.  Batı ülkeleri ötesinde İran’da yaşam boyu yeme bozukluğu görülme oranının cinsiyet farki gözetmeksizin hakim olduğu bilgisi ile İslami bir ülke olan Türkiye’de yeme tutum ve davranışlarında cinsiyet farkının görülmediği ile bu araştırma ile paralel şekildedir. Cinsiyet farkının aksine yeme tutumuna dair davranışlarda yaş faktörünün önemli bir paya sahip olduğu literature paralel bir şekilde ergen-genç popülasyonun yetişkinlere göre daha yüksek puana sahip oldukları görülmektedir. Buna ek olarak benzer farklı kişilerin geçmiş psikolojik hikayesi ile de ilişkilidir. Özellikle kaçınmac  başetme stratejisi ile yeme üzerinde kontrol ve kendini kabule ilişkin temel inançların yeme tutum testi ile ilişkili olduğu görülmüştür. Araştırmanın yeme bozukluğu konusunda literature olan genel katkısı dışında Türkiye de ilk kez yeme bozukluğu inanç ölçeğini kullanarak yapılması önemli bir değer taşımaktadır. Bir başka deyişle yeme bozukluğu ile yeme bozukluğuna dair inançların ilişkisi ortaya çıkarılarak bundan sonraki araştırmalar için yol gösterici olmuştur.

Yeme Bozukluklarına İthafen Birkaç Şark

Ve son olarak bu yazı benim için gerçekten çok özel , kendime en başta bir söz vermiştim gerçekten bulimiyayı yendiğim zaman bir baş kaldırış yapıcaktım ve bu yolda ilk adımım ufak bir bilinçlendirmeyle başladı . Eğer günün birinde bu hastalığa sahip biri şans eseri bu yazıyı okursa şunu bil asla yanlız değilsin ve olmicaksın . Aşağıya yazdığım şarkıları sizinle paylaşmak istedim , hepsinin bende ki değeri oldukça fazla tedavi sürecimde kendimi her yalnız hissettiğimde bu şarkıları dinleyip kendime güç verirdim . Eğer aynı durumda isek bunu okuyan kişi bu şarkılarla yanlız olmadığını hissedebilirsin…

*Pull me under/ ElysianSoul

*Please eat/ Nicola Dollanganger

*Courage/ Superchick

*Try / Colbie caillat

*Weightless

*Human/ Christina Perri

© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir