Odama giren soğuk rüzgarla birlikte irkildim. Bugün hava gerçekten çok soğuktu, gerçi geceleri hep böyle soğuk olur. Yazdığım kitabın başından kalkıp penceremi kapattım, yoksa büyük ihtimalle hasta olup annemin çenesini dinlemek zorunda kalacaktım.

Hey bu arada ben Defne, 17 yaşındayım ve kitap yazıyorum. Bu hayatta annemden başka kimseden bi’ ilgi görmedim, zaten sürekli taşınıyoruz. Nasıl arkadaşlık kurabilirim ki insanlarla? Her neyse, bunları geçelim ve size biraz kendi hikayemi anlatayım, yazıp kapattım bilgisayarımı. Bu kadar yeterli ve aklıma bir karakter gelmiyor.

“Bence de Gece, yeterince yazdın. Gel otur da biraz dedikodu yapalım.”

“Sabahtan beri dedikodu diyorsun Cansu, ne anlatacaksın hadi söyle. Bıraktım yazmayı.”

“Ya okula yeni bi çocuk geliyor kızım, hem de aşırı zengin.”

“Eeee ne olmuş yani?”

“Ya tüm kızlar onun peşinde olacak, okuldaki kavgaları düşünsene!”

Cansu’ydu bu, kavgaları severdi. Kısacası kaostan besleniyor diyebilirim. Onun aksine ben sessizliği severim, huzurlu ortamlara gitmeyi daha çok isterim ama Cansu sağ olsun en iyi arkadaşım olduğu için onu kıramıyorum.

“Off Cansu ne anlıyorsun şu kavgalardan.”

“Senle de hiç dedikodu yapılmıyor Gece, hep somurtkansın … Gel bari film izleyelim.”

“Bak buna evet derim işte, bekle mısır patlatıp geliyorum.”

DEVAM EDECEK