Sonsuz Kaçış

Sanırım yolun sonuydu. Daha önce hiç görmediğim bir yerdi çünkü görsem kesin hatırlardım, yapım böyle ya.. Değişik sesler vardı ama sanki hiç yakında değillerdi. Ulaşabilir miydim? Sanmıyorum. Benim zihnim de gücüm de burada son buluyor. Keşke daha önce yolun bir sonu olacağını düşünmek gelseydi aklıma (O kadar düşüncenin içinde imkansız tabii), ama gelmedi. Kaç asır geçmişti kendimle, yalnızlığımla, kedilerimle… Tahmin bile edilemezdi, sayılamazdı. Kendimi bildim bileli bu mahalledeydim, hiç dahasını görmedim. Fakirdik ya ondandır kesin. Annemler babam bizi bırakınca doğru olanı yaptılar kız kardeşimle, (ama ben bırakamazdım ki o kadar rahat anılarımı) kaçtılar buralardan hiçliğe doğru belki de. Hep kendimi kendim korudum, kendim eğittim. İhtiyacım yoktu ya kimseye, (doğrudur belki ama vardı hissediyordum içten içe) gururluydum ya ben, her şeyi sırtlandım. Daha sonra zaten aile neydi unuttum çünkü geri dönmediler -belki istediler belki özellikle kaçtılar bilemedim-beni de burda unuttular galiba. Annemler gittikten 1-2 hafta sonra evin bahçesinde bir kedi belirdi ve düzenli olarak her sabah gelmeye başladı. Zaman geçtikçe bana alıştı ve evimin ilk ferdi oldu. Bilen bilir ya, bir kediye bakan biraz aradan sonra bunun bir kedi ile kalmayacağını bilir.

Zaman akıp giderken çevredeki tüm binaları yıkıp belediye yenilerini yaparken 18 olmuştum. Artık harekete geçmem gerekiyordu. Okul falan pek cezbetmiyordu beni. Müzik dinler ritim tutardım. Zamanla ilerlemiş olmalıyım ki ilk gitarımı aldığımda öğrenmem çok kısa sürdü ve kendi şarkılarımı (!) yazdım ve sokaklarda çaldım. Kazancım bana ve dostlarıma yetiyordu, (insandan dost olmaz, tabii ki kedilerim) yetiyordu da yalnızlık bazen bunaltıcı oluyordu. Bazen yolda yürürken keşke yaşıtım biriyle tanışsam diye çok geçiriyordum içimden, ama nafile. Kentin en ücra köşeleriydi buralar. Buraya yolu düşenler düzgün insanlar olmazdı. Müzik vs biraz hayatı ilerlettik, e ilerlettik de yanlış yola girdik (kesinlikle çok şaşırtıcı ya) arkadaş edineyim derken kullanıldığımı çok geç fark ettim. Tabi her şey için çokça geçti. Hayat işte arada bir iki polisle çakışırdık uyarı falan, alışmıştım sokak ortamına. Tabi alışılmış olanlarda kusur olmaz diye bir kural daha yazılmamıştı, o da bana geldi hemencecik.

Alakam olmayan bir grup insanın sadece yanından geçtiğim için bayıltılıp bilmediğim bir yere götürülmüştüm. Etrafta hiç kimse yoktu gözümü açtığımda ama bir soğukluk vardı tenimde (belalarını bulsunlar) kıyafetlerim eksikti evet. Nasıl olduğunu hatırlamadığımı fark edince düşünmeyi bıraktım ve birinin gelmesini bekledim. Yaklaşık 2 saatin sonunda bir kız yaklaştı, üzerime dikkatlice baktı, soluklanmaya çalışıyordu. Acaba birinden mi kaçıyordu? Umarım bunlar hayal gücümün eseridir diye çok yalvardım. Değillermiş. Çok vakit geçmeden 3-5 erkek -ortalama 20 yaş civarı- buraya doğru geldi, baya incelediler beni baya. Biri diğerlerine bu benim diyerek pis pis baktı, rahatsız ediciydi, daha da yaklaşıp, sarı ve nasırlı tam bir evsize ait elleriyle önce dokundu. Ses çıkartamıyordum ama neden olmuyordu? İlaç etkisinde miydim? Bunları düşünürken üstümde bir ağırlık hissettim, karşı koyamayayım diye bağlanmış ellerimin acısı ve korkuyla bağırdım, sesim çıkmıştı evet ama ama daha sonrası yok, galiba yeniden bayılmıştım. Uyandığımda her yerimde çizikler ve kanlar gördüm, hareket edemeyecek kadar bitiktim. Neredeyse bir gün bitiyordu ve hala polisler böyle bir olaya müdahale edememişler miydi? Oysa ben sokakta müzik yapsam anında alırlardı beni, düzen işte. Olanları idrak etmeye çalıştım bir yandan hayata bir yandan şansıma saydırarak oradan uzaklaşmaya başladım. Canım yanıyordu ama tekrarına olan korkum beni canlandırıyordu.

Ölmeden evime gelmiştim. Kimisi için ne büyük şans ya. Keşke ölseydim. Şimdi şimdi bu yaşadıklarımı nasıl unutacaktım. Unutamayacaktım tabi. Zaman geçerdi ama acılar geçmezdi ki. Bir sürü yere, bir sürü yetkili kişiye anlattım ve 3 haftanın sonunda kimseden yardım alamadım.

Artık bu yükü kaldıramayacağıma emindim. Kendi canımı daha fazla yakamazdım. Korktum, belki de kaçtım. Ama yaşamak bana ağır gelmişti belki de aslında ben fazla bile yaşamıştım yalnızlığımla, kedilerimle. Bir sabah evde kalan son kahveyi yaptım ve kedilerimin mamasını en az 1 hafta yetecek kadar bir yere koydum. Kahvenin dibini gördüğümde anlamıştım, zaman artık benim için dolmuştu. Kendimi bir ipin kollarına bıraktım çok sürmeyeceğini bilerek. Artık mutlu olabilirdim, birileri beni dinleyebilirdi belki, belki de sadece huzura kavuşurdum. Düşüncesi bile yetiyordu. Gözlerim yavaşça kapandı, etraf siyaha büründü. Elveda kötü dünya, elveda yanlızlığım…

© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir