Düşün, varoluş sahnemize bir hücreye başlamışız. Kainatın yanında küçücük belki de görülemeyen bir noktaydık (ki hala öyleyiz). Ama bunun yanında bir gerçek daha var. Aynı zamanda kainatın bir parçasıyız da her daim. Ondan geliyorduk bütün diğer varlıklar gibi. Onun devamıydık. Devam etmesi, ilerlemesi için bizi yaptı. Şimdi ise bizim yaşamda devam edebilmemiz için ona ve onun enerjisine ihtiyacımız var. Tıpkı bir enerji akışı döngüsü gibi. Akış sürdükçe birisi veriyor, verdikçe veren de alan da ilerleyebiliyor.

Peki bu döngü neden var? Eğer kainat sahip olduğu ve bizim daha bilimsel olarak anlayamadığımız bu içsel enerji, her şeyi ve her canlıyı mümkün kılabilecek kadar bir güce sahip ise gücü neden veriyor, gücü ve enerjiyi kendine saklamıyor? Bu kadar güce sahipken basit bir verdim-aldım döngüsünü devam ettiriyor ve nedense vermeme hakkını da kullanmıyor.

Bu sorular elbette ilk defa sorulmuyor ve ilk defa anlaşılmaya çalışılmıyor. Tarih boyunca insanlar bu tür sorular sordu ve sormaya devam da edecek. Soru soran ve anlamaya çalışan hepsinin anlam arama sürecinde buldukları temel ortak sonuç şu: kainat yalnız kalmayı kabul edemeyen bir çocuk gibi ortalıkta koşar ve zıplar durmaksızın, içindeki o enerjiyle. Ve enerjisini atmak zorundadır çocuk çünkü kendi enerjisine mukayyet olamaz. Çünkü içi bu kudreti enerjiyi saklayamayacak kadar derin ve temelli değildir. Bu yüzden çocuğumuz devam etmek için enerjisini veriyor ve böylece yaşam da devam ediyor.

Böylelikle neden varım sorusunu bir nebze de olsa açabiliriz diye düşünüyorum. Biz ve görebildiğimiz bütün varlıklar varız çünkü biz olmasaydık enerji aktarımı olmayacaktı belki de. İnsanlık olmasaydı belki diğer hiçbir şey de varlık sahasına geçemeyecekti. Enerji aktarımı olmayacak ve böylece kainat koca bomboş bir kutu olarak kalacaktı. Galaksiler ve gezegenler de olmayacaktı.

Kısacası her varlık kainatın enerji paydasından alacağı kadarını payına almış. Eğer hiç alınmasaydı bu, sıfır bölü sonsuz (mutlak enerji) anlamında olurdu ki bu da mutlak sıfıra eşittir yani hiçliğe.

Varoluş / Eşref E. Balcan