NEM ÇOK NEM.

“Bir yaz günü…” Bu cümle bazı insanlar için mutlu geçecek güneşli bir tatil gününü ifade ederken, nemli bir şehirde yaşayan insanlar için çok daha farklı anlamlara geliyor : koltukta otururken denizde yüzüyormuş hissi, agresiflik, sıcak basması, bunalma, daralma…

Peki neden nemli yerlerde yaşayan insanlar böyle hissediyor? Bu insanların “Coğrafya kaderdir!” sözüne “Hay böyle kaderin!” diye tepki vermesine yol açan şey nedir? Gelin işin bilimine bakalım.

KİMYASAL DENGE

Öncelikle “kimyasal denge” kavramını iyice anlamamız gerekiyor. Bunu kavradıktan sonra nemli bölgelerde yaşayan insanların haykırışlarına hak vereceksiniz.

Kimyada her tepkime, olup bitmez. Bazı tepkimeler tepkime yönünün tersi yönüne de yeni bir tepkime kurup kimyasal denge oluşturabilir. Örnekle anlatırsam daha açıklayıcı olacak.

#Hiç kimya bilmiyor bile olabilirsiniz. İçerikten korkmadan okumayı sürdürün. Anlam veremediğiniz her şeyin açıklamasını büyük ihtimalle yazının devamında bulacaksınız.#

Tek yönlü tepkime

Aktif metaller, tuz ruhu ile (HCl) tepkime vererek kendi tuzunu oluşturur; yan ürün olarak da H₂ (Hidrojen gazı) çıkarırlar. Tepkime şu şekildedir :

Mg + 2HCl → MgCl₂ + H₂

Magnezyumun tuz ruhu içindeki hidrojeni indirgemesi, redoks tepkimesidir.

Girenler ve ürünler arasındaki okun tek yönlü olmasına dikkat edin. Bu tepkime -normal şartlar altında ve dışarıdan herhangi bir etki olmadan-sadece okla gösterilen tarafa doğru gerçekleşir. Çünkü magnezyumun elektron verme eğilimi hidrojeninkinden fazladır ve hidrojeni indirgeyebilir. Ancak tam tersi şekilde hidrojen magnezyumu indirgeyemez.

Bu tepkime bir kap içinde gerçekleştiğinde, her maddeden tepkimedeki katsayılara uygun miktarda konulursa tepkime sonucunda kapta hiç Mg ve HCl kalmaz. Sadece H₂ ve MgCl₂ bulunur.

Çift yönlü tepkime (Denge tepkimesi)

Bir önceki tepkime türünün aksine, bu tepkimelerde tepkime iki tarafa da olacaktır.

N₂ + 3H₂ ↔ 2NH₃

Azot gazı ve hidrojen gazı kullanarak amonyak elde edilebilir.

Magnezyum ve tuz ruhunun verdiği tepkimenin aksine, bu sefer girenler ve ürünler arasındaki ok çift yönlü!

Bu tepkime bir kap içinde gerçekleşirse ve tepkimedeki maddeleri katsayılara uygun miktarda koyarsak N₂ VE H₂ TEPKİME SONUCUNDA HÂLÂ KAPTA BULUNUR! Yani bu kapta, tepkime denkleminde gördüğünüz her maddeyi her zaman görebilirsiniz!

Hatta öyle ki, eğer kaptan bir miktar NH gazını çekerseniz; tepkime ileri yönde hızını artırır ve tekrar NH miktarını artırmaya başlar. Aynı şekilde kaptan biraz H çekerseniz bu sefer tepkimenin geri yöndeki hızı artar ve NH harcanmaya başlanarak H artırılmaya çalışılır.

Denge tepkimelerinin bu davranışı Le Chatelier tarafından ilke haline getirilmiştir. Abimizin kendi ifadesi şöyledir :

Kimyada dengedeki bir sisteme dışarıdan bir etkide bulunulduğunda, sistem bu etkiyi azaltıcı yönde yeni bir denge hali oluşturur.

Le Chatelier

Bize nemin neden bizi daha çok bunalttığını anlatacak asıl olay “Le Chatelier İlkesi”dir. Gerekli kavramları ve ilkeyi öğrendiğimize göre artık konumuza geri dönebiliriz ^^

Havadaki Nem ve Kimyasal Denge

Şimdi bize her şeyi açıklayacak olan kimyasal tepkimeyi yazalım :

H₂O (buhar) ↔ H₂O (sıvı)

Su buharı ve sıvı su arasında denge tepkimesi oluşur.

Buraya kadar gelip de “nem” tanımı yapmamak çok ilginç oldu. Biraz geç olsa da bir tanım yapalım. Nem, havada bulunan su buharıdır. Yağmur yağdığında havadaki su buharları sıvı suya dönüştüğünden yağmur anında nem değeri sıfıra yakındır. Ancak yağmurdan hemen sonra yerdeki sular buharlaşmaya başladığından nem tekrar artar.

Şimdi ne demişti Le Chatelier abimiz; sen dengedeki bir tepkimeye dışardan etki yaparsan, tepkime o etkiyi nötrlemek için çalışır.

Önce minik bir kaptan başlayalım. Diyelim elimizde bir deney kabı var. İçine sadece su koyduk, kapağını da sıkıca kapadık. Sadece kaba dışardan gaz ekleyebileceğimiz bir musluğumuz var.

Kap içinde su sıvısı, kendi buharı ile denge kurar. Musluğumuzdan biraz su buharı çekip musluğu kapadığımızda kaptaki suyun bir kısmı tekrar buharlaşır ve dengeyi tekrar kurarlar. İçeri buhar eklersem buhar miktarı arttığı için buharın bir kısmı yoğunlaşıp suya dönüşecektir.

Şimdi kabımızı birazcık büyütelim. Artık kabımız deney kabı değil, Samsun. Gayet nemli bir şehir -otururken gözlerinizi kaparsanız hamamda hissedebilirsiniz-. Havada nem var, yani hava su buharı dolu. Gerektiğinden fazla nemli olması, Le Chatelier ilkesine göre daha fazla suyun buharlaşmasını engeller, hatta bir miktar buharın yoğunlaşıp suya dönüşmesini gerektirir.

Burada asıl dikkate almamız gereken nokta, “gerektiğinden fazla su buharının, sıvı suların buharlaşmasını engellemesi”. Neden burası önemli hemen bağlıyorum :

Terleme

İnsanlar (Homo sapiens), hayvanlar aleminin omurgalılar şubesinin memeliler sınıfındadır. Memeliler sıcakkanlı canlılardır ve vücut ısılarını sabit tutmaya çalışırlar. Örneğin biz sıcaklığımızı 36-37 santigrat derece civarında tutmaya çalışırız. Ve eğer bu sıcaklık artarsa, azaltmak için dışarı biraz su atarız (terleriz). Derimizin üstüne attığımız su, buharlaşırken gerekli ısıyı bizden alacağından, bir miktar soğumamıza sebep olur. (Elimize kolonya döktüğümüzde serinlememizin sebebi de aynıdır. Kolonya daha uçucu olduğu için daha hızlı buharlaşır ve ısıyı sizden daha çabuk alır.)

Demek ki neymiş, sıcaklığımızı azaltmak ve rahatlamak için vücudumuzun dışına attığımız suyun buharlaşması lazımmış. E peki havada fazla bulunan nem, daha fazla suyun buharlaşmasını engellerken nasıl bizim terimiz buharlaşacak ki? Yeterince buharlaşamayacak.

İşte tam bu yüzden, yeterince terimiz buharlaşamadığından ve sıcaklığımızı yeterince azaltamadığımızdan daha sıcak ve bunalmış hissediyoruz.

Umarım yazı ilginizi çekmiştir, ben olayı tamamen bilmeme rağmen yazarken tekrar heyecanlandım hahahahhahaha etrafımızdaki şeylerin nasıl olduğunu anlamak bence çok büyük bir zevk. Fazla terimlerle boğmadan açıklayıcı anlatmaya çalıştım, umarım başarmışımdır.

Esen kalın