Koltuğunuzda uzanmış televizyon izlerken, duş alırken, yürüyüş yaparken ya da çok sevdiğiniz bir oyunda öldürülüp diriliş süresini beklerken aklınıza saçma ya da mantıklı birçok soru gelebilir. Genel olarak çoğu insan, aklına bu sorular geldiğinde ya üşendiğinden ya da o an yaptığı işin hengamesine kapılıp sonra da unuttuğundan bu soruların cevaplarını bulmak için uğraşmaz. Ancak idolünüz bir magazin ünlüsü değilse, idolünüz gibi olabilmek için bu soruların cevaplarını bulmanız gerekebilir. Çünkü yükselen çoğu insan, sadece kendi alanında çok iyi olduğu için değil, diğer alanlara da temel veya temelden biraz daha yüksek seviyelerde hakim olduğu için yükseliyor.

Öncelikle işimize temelden başlayalım: neden araştırmamızı sürekli erteliyoruz ve en sonunda unutuyoruz? Bunun bence iki sebebi var.
1) Okullarımızda verilen eğitimler araştırtma değil direk bilgiyi verme odaklı olduğu için araştırma yeteneklerimiz gelişmiyor ve nasıl araştırma yapılabileceğini bilmiyoruz.

2) İnsana zor gelen bir işi ertelemek, insana iyi hissettiren hormonların salgılamasını artırır (belki bi’ gün bunlara da değiniriz :)). Farkında olmadan hislerinizin esiri olup bu duyguları hissetmek istiyor olabilirsiniz. En sonunda da unutuyorsunuz.

2 sorunu da çözebiliriz. Rahatlıkla söyleyebilirim ki, hem araştırmak zor bir iş değil hem de araştırma yeteneğini geliştirmek çok meşakatli bir iş değil. Gelin ayrıntılara girip nasıl araştırma yapılır, neler araştırma yapmamızı kolaylaştırır ve nasıl daha çok verim alabiliriz bunları konuşalım.

•1 : Nasıl araştırma yapılır?

Araştırma yapmak için ihtiyacınız olan iki şey var: Merak/istek duygusu ve araştırma yapılacak bir konu.

Öncelikle araştırma yapacağınız konuyu Google’da aratmanız gerekecek. Ancak bunun inceliklerini bilmek bilgiye sizi daha kolay ulaştıracaktır. Google’da arama yapmanın en büyük püf noktalarından biri, konunuzu olabildiğince fazla anahtar kelimeyle anlatmaktır. Ancak özellikle anahtar kelime fazla olmalıdır, konunuz hakkında işe yaramayacak kelimeler ve bağlaçlar kullandıkça google’dan alacağınız verim azalır. Buna bir örnek verip pekiştirmek istiyorum.


Örneğin bir gün çok merak ettim ve nasıl yürüdüğümüzü öğrenmek istedim. Yani yürümemiz nasıl bir mekanizmayla çalışır bunu kast ediyorum. Basitçe google’a gittim ve “insan nasıl yürür” diye arattım. Sonuçları görüyorsunuz :

aramasonucu

Şimdi ise aramak istediğim şeyi “anahtar kelimelerle” nokta atışı aratacağım ve çıkan sonuçlara beraber bakacağız. “insanın yürüme prensibi” diye aratıyorum :

BİNGO! Tam da aradığım cevapları, biyomekanikle alakalı sonuçları buldum.

Aslında “insan nasıl yürür” ve “insanın yürüme prensibi” aynı şeyi anlatıyor gibi değil mi? Aslında demek ki aynı şeyi anlatmıyormuş. Burada anahtar kelimemiz “prensip” kelimesiydi. Nokta atışı bir şekilde sonuçlarımı aldım.

Bu, google’da bir şeyleri aratma püf noktalarının sadece biri ve en önemlisiydi. Konudan çok sapmamak için birkaç tane daha vermeyeceğim ancak yine bunu da başka bir yazıda konuşabiliriz. Şimdilik bu size yetecektir.

•2 : Neler araştırmamızı kolaylaştırır?

Nasıl araştırma yapılacağı kadar nelerin araştırmamızı kolaylaştıracağını bilmek de önemlidir.

Öncelikle yabancı dil bilmeniz -özellikle ingilizce- araştırmanızı kolaylaştıracak şeylerin başında geliyor. Aratacağınız şeyi ingilizce arattığınızda karşınıza 2 kat daha fazla ulaşılabilir çıkacağına garanti verebilirim. Bunun sebebi, Türkçe kaynakların az olmasıdır.

Araştırmayı zorlaştıran en büyük etmen internetin bilgi çöplüğü olmasıdır. Araştırma yaparken çöplüğün içindeki mücevheri bulmaya uğraşırsınız ve eğer çöplüğün NERESİNE ve NASIL bakmanız gerektiğini bilmezseniz samanlıkta iğne aramaktan farksız olacaktır.

NERESİNE?

Öncelikle çok önemli bir not olarak söylemem gerekiyor : amacınız araştırmaksa gazete ve haber sitelerine asla girmeyin. Çünkü bu siteler halkın tüm kesimlerine hitap etmeye çalışıyor ve büyük ihtimalle istediğiniz kadar detay bulamayacaksınız. Ayrıca blog sitelerinde de araştırma yapılmamalıdır çünkü blogger kendi fikrini bilgi içine katabilir.

BU BİR İSTİSNA:)

Nerede aramamalıyız öğrendik. Peki nerede aramalıyız?

Özellikle forum sitelerinde ve “Google Scholar” dediğimiz Google’ın akademik hizmetinde arayabiliriz. Üniversitelerin ve dergilerin sayfaları da çok yararlıdır.

Forum sitelerinde bilgi yanlış olsa bile, diğer kullanıcılar tarafından bu bilgi düzeltilebilir ve yazar sayısı arttıkça konunun objektifliği artar. Ancak yine de en sağlam araştırma yeri forumlar değildir. Çünkü genellikle bilgilerin kaynağı paylaşılmaz.

Google scholar, mükemmel bir yer olsa da en kullanılabilir seçenek olmayabilir. Google scholar, yapısı gereği çok ağır makalelerle karşınıza çıkar. Terimlerin arasında kaybolabileceğiniz makaleler. Çünkü burası akademik bir hizmettir ve makaleler, tezler, teoriler vs. olabildiğince lisans ve hatta lisans üstü düzeyindedirler. Eğer kendinize güveniyorsanız burada gezebilirsiniz ama araştırma sürenizi uzatacağınıza kuşkunuz olmasın.

Benim en çok kullandığım seçenek üçüncü seçeneğimiz, yani üniversitelerin ve dergilerin siteleri. Bunlara erişim için özel bir çabaya gerek kalmayacak. Güzelce konunuzu arattığınızda karşınıza zaten üniversite ve dergi siteleri çıkacaktır. Örneğin üstte “insanın yürüme prensibi” diye arattığım resme bakarsanız Ankara ve Sakarya üniversitelerinin sitelerinden sonuç aldığımızı görebilirsiniz. Üstteki sonuçlar da dergi siteleri. Bu yöntemin en büyük avantajı, konunun kaynağını kaynakça olarak gösterirler ve güvenilirdirler. Yani aslında bu sitelere “google scholar’daki makalelerin anlaşılabilir hâli” denebilir.

NASIL?

Peki neresine bakacağımızı bulduk, nasıl bakacağız? Örneğin bir derginin sitesine girdik. Bu demek oluyor ki artık çöplükte nereye bakacağımızı biliyoruz. Koskoca bir yerde küçücük bir yeri zaten ayırdık ve aradığımız şeyin burada olduğunu biliyoruz. O zaman artık üşenmek yok. O küçücük yerin sağına, soluna, altına, üstüne; kısacası her yerine bakıp mücevherimizi bulmaya çalışacağız.

Yani bir siteye girdik ve bilgimizin burada olduğunu biliyorsak, siteyi baştan aşağı güzelce üşenmeden ve en baştaki isteğimizle okuyoruz. Zaten okumanız bittiğinde ya oradaki bilgiyle tatmin olup araştırmanızı sonlandıracaksınız, ya da bilgi yeterli gelmeyecek ve konu içindeki bir referans için yeni bir araştırmaya başlayacaksınız.

•3 : Nasıl daha çok verim alabiliriz?

Daha çok verim alabilmek için öncelikle 1. ve 2. maddeyi iyice anlayıp uygulamak gereklidir ve yeterlidir. Ancak benim gibi hayatını bilime adamış bir insansanız genelde bunlar yetmeyecektir. Burada ise referanslar devreye giriyor.

Referanslar bilgiyi tetikleyecek ve ilişki kurmanızı sağlayacak en önemli faktörlerdir. Bunu bir örnekle açıklamamın daha iyi olacağını düşünüyorum.

Yukarıda verdiğimiz “insanın yürüme prensibi” üzerinden devam edelim. Diyelim ki bu konuyu gerçekten merak ettiniz, araştırdınız ve en üstteki sonuca girdiniz. Burada okumanızı devam ettirirseniz ileride “vücut ağırlık merkezi” diye bir kavramdan bahsettiğini göreceksiniz.

Bu, konuyla alakalı yeni bir kavramdır ve referans olabilecek bir kavramdır. Yeni bir araştırmanın kapısını aralayabilecek bir kavramdır. Eğer bu araştırmanızı yapana kadar “ağırlık merkezi” denen kavramı daha önce duymadıysanız, size yeni bir kavram kazandırabilir. Yeni bir araştırma konusu yapabilirsiniz.

Biraz daha ilerlerseniz “kalça abduktorları” diye bir kavram göreceksiniz. Örneğin ben bunu ilk kez duydum ve yeni bir araştırma konusu yapacağım. Bunun sayesinde kalça anatomisi konusunda araştırmaya başlamış olacağım. Gördüğünüz gibi yeni bir araştırmaya referans oldu.

Araştırma hakkında söyleyeceklerim bitti. Bu kadar uzun olunca sanki çok meşakatli bir işmiş gibi göründü sanırım. Ancak bitirince zaten ne kadar basit şeyler söylediğimin farkına varırsınız diye düşünüyorum. Hepinize bol araştırmalı ve bilgili günler 🙂

Bilimle kalın.

© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

2 Yorum

  • Emre

    Öncelikle bu oldukça akıcı anlatım için teşekkürler. Nitelikli bir araştırma yapmanın yolları oldukça güzel bir şekilde açıklanmış. Verilen örnekler de kavrayışa yardımcı. Toplumumuzda çok da bilinmeyen(ya da yeni yeni öğrenilen) Google Scholar gibi bir hizmete değinilmesi de oldukça hoş. Genel olarak yazı oldukça bilgilendirici ve açıklayıcı emeğinize sağlık:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir