Kendi Yolunun Yolcuları

                            

              Evren, varlıklar evreni. Ağaçlar, kuşlar, börtü böcek, kalem, masa ve diğerleri. Bir de insan . İşe insanı diğer diğer varlıklarda ayıran varoluşsal farkını belirleyerek başlayalım.

         Her varlığın mutlak bir ya da birden fazla amacı olmalı. Bu amaç ile var olmalı. Ağacın fotosentez meyve vermek, kuşun yiyecek bulup çiftleşmesi, kalemin yazı yazması… Tüm varlıklar önceden bilinç dışı bir amaç ile bir şekilde (yaratılmışlar ya da evrim geçirmişler, bir kişinin elinde şekil almışlar) var olmuşlar. Bu önceden belirli mutlak amaç onları yaşamları hakkında oyun kurucu rolünde rolün de yapmaz. Figüran yapar. Oyun kurucu olmadıkları için önlerindeki yaşamı, oyunu kurana göre oynamak zorundadırlar. İşte bu yaşam karanlıktır. Peki insanın var olmadan, doğmadan önceki amacı ne idi?

             İnsanı diğer varlıklardan ayıran varoluşsal farkı noktasında ilk çarpışma noktamız; insanın var olmadan önceki belirli amacı ne idi? Fizyolojik cevaplar haricinde amaç olarak bir cevap veremiyoruz. Bulamıyoruz. O amacın var olduğunu iddia edebilmek için bulmalıyız.  ‘Bakın o amaç şu imiş, bu imiş‘ demeliyiz.

            Ben henüz bulamadım. Bulamadıysam böyle bir amaçtan söz edemem. Yoksa insanı diğer varlıklardan ayıran bu mu; önceden belirli bir amacı olmayışı. Henüz bulamadıysam evet, bu. İlk çarpışma noktamızın çözümü bu; insanın var olmadan önce fizyolojik amaçları haricinde diğer varlıklar gibi bir amacı, görevi yok.

           İkinci çarpışma noktamız: Peki insanın amacı nasıl belirleniyor? İnsanın amacı var olmadan önce değilse, var olduktan sonra belirlenmeli. Sonradan bu amacın bulunması, diğer varlıklar gibi bilinç dışı amaçtan ayrıdır. Sonradan bu amacın belirlenmesi, amacın bilinç dahilinde oluşmasına sebep olur. Sebep olur ki bu noktada insan diğer varlıklar gibi figüran değildir. Direkt olarak oyun kurucu rolündedir.  Bu da insanı ayıran farklı bir nokta. Bu farklı nokta insanı karanlık bir kadere değil, insanı kendine bağlar.

            Şimdi bu oyun kurucu olma sürecini biraz açalım, havada kalmasın. Bu süreç anlatısında anahtar kavram ‘ tecrübe ‘.

   Madde 1 – İnsan dünyaya gelir ( amaçsız olarak )

   Madde 2 – İnsan ister razı olsun ister zoraki bir çevreye girmiştir .

   Madde 3- Belirli bir akli olgunluğa gelir .

   Madde 4 – Acı çeker , mutlu olur ; dibe batar , zirveye  çıkar ; kaybeder , kazanır …

   Madde 5- Artık soru sorma sırasıdır (oyun kuruculuk burada başlar)

  Madde 5,5  –   ‘ Ben kimim, amacım ne?‘ der.

  Madde 6- Cevap arar, bulur ya da bulamaz. Bulamaz ise cevap oluşturur.

          İnsan artık 6.  maddeden   sonra oyun kurucu olmuştur. O karanlık bir kadere ya da şeylere bağlı değildir.   Kendine bağlıdır. O artık kendi filminin  hem başrolü hem yönetmenidir. O, kendi şiirinin hem şairi hem imgesidir. O, artık kendi tablosunun hem ressamı hem de o köşedeki tabloya mükemmellik veren güneş motifidir.

      O, artık kendi yolunun hem yolcusu hem kaptanıdır. O yol karanlık bir kader değildir.   İnsan ne arzulamış ise, ne yapmış ise o’dur.

© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir