YAĞMUR

Şimdi de yağmura mı yakalanmıştı cidden?  Yağmurun hızlanması ile adımlarını hızlandırdı. Şemsiye almamıştı. Beş dakika öncesinde güneş vardı. Ne ara bu kadar çok yağmaya başladı ki? Daha mp3 alacaktı ve postaneye gidecekti. Koşa koşa sağındaki dükkana girdi. Üstü sırılsıklam olmuştu. Sordu aradığı mp3 ü. Bulamadı. Başka bir yer tarif etti satıcı. Ama uzaktı. Nasıl gidecekti bu yağmurda oraya. Çantasını orda bırakmak için izin aldı. Çantasını bıraktı. Koştu. Durmadan koştu.

Vardı geleceği yere, aldı mp3 ünü. Tekrar koştu. Mutluydu ama. Küçük heyecan şimdi de titreyen vücudunu kaplamıştı. Üşümüştü ama hissetmiyordu. Aklında sadece beğenip beğenmeyeceği geçiyordu. Birden küçük bir hediye olduğunu fark etti. Sapaktan dönüp ona bileklikte almak istedi. Gene koştu. Çok ıslanmıştı. Daha çok titremeye başlamıştı. Bilekliği de almıştı. Şimdi postaneye gitmeliydi.

Tedirginleşti adımları. Ya beğenmezse. Basit miydi acaba hediyesi? Artık sığınak yağan yağmurun altında koşmuyordu. Attığı her adımı her yağmur damlasını hissederek attı adımlarını. Vardı postaneye. Görevlilerin tuhaf bakışlarını umursamadı. Kıyafetlerinden sızan suyu önemsemedi. Sadece beğenip beğenmeyeceğini düşünüyordu. Acaba bir gün hayatından çıksa dahi o hediyelere bakıp onu hatırlar mıydı? Acaba hatırlanacak mıydı? O yağan sığınak yağmurda değil ama aklındaki acabalarla boğuldu genç kız.

Yorgunsun kelimelerin bitmiş

Sönmüş bir şeyler içinde

Gece yine aynı gece

Yıldızların kaymış da

Dilek tutmayı unutmuşsun gene

-servetiati

Merhaba, bu yazdığım pek içime sinmedi. Ama paylaşmak istiyorum. Çünkü bu heyecanı yaşadım. O tedirginliği o koşuşturmayı. Kısaca edebi değeri var mıdır bilmem ama benim için anlam yüklü bir metin. iyi okumalar -servetiati