ZAMANSIZ

Ayağına batan taşların canını acıtmasına izin verdi. Yavaş adımları, zamansızlığa meydan okuyordu. Zayıf bedeni denizden gelen esinti ile titredi. Bir kayaya yaklaştı. Bedenini denize çevirdi. Sadece elaları denizi görmek istiyordu. Uçurumun ucunda olduğunu olduğunu fark etmesi ile irkildi. Bu sefer üşüdüğünü de hissetmişti.

Bir adım… Bir adım kadar yakınındaydı ölüm. Ölüm… Ölümün aklına gelmesi ile elalarının dolmasına engel olamadı. Ölüm bir kaybedişti. Kaybetmişti. Kayanın üstüne oturdu, kaybedişe yakın olmak istemişti. 

Hıçkırıklarını bastırmak istedi. Anlatamadıklarını , içinde kalan derin girdabı ayaklarının altındaki denize döktü.Artık kalkma vaktiydi. 

Zamansız gelmişti buraya. Kim bilir, belki zamansız yine gelirdi. Tıpkı, gidenler gibi…

Hep bir yanım küs sana

Bu çocuk hem kırgın hem kızgın

Her ne kadar affettim diye yalan söylesem de

uçurumun başında tek başıma bıraktın