Bu yazıya başlamadan önce dönem ve olaylardan biraz bahsetmek istiyorum. Yıl 1957. Ruslar (Sovyetler Birliği) ve Amerika arasında uzak menzilli balistik füzeleri Dünya’nın yörüngesine taşımak için bir yarış hakim. Sovyetler R-7 Semyorka roketiyle Sputnik 1 adı verilen ünlü ‘Antenli Top’u yörüngeye yerleştirmiş ve Soğuk Savaş‘ı başlatmıştır.

Sputnik 1

2. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın bir roket mühendisi olan ve ilk balistik füzeyi üreten Wernher Von Braun, Amerikan güçleri tarafından ülkelerine getirilip, Amerika askeri güçleri adına çalışması üzere Amerikan vatandaşlığına geçirilmiştir. Sonrasında Huntsville’deki George C. Marshall Space Flight Center’ın başına geçen Braun, 1958’de NASA’nın kurulması üzerine NASA’ya geçmiştir.

1957’ye geri dönelim. Sovyetler Birliği’nin bu başarılı Sputnik girişimi üzerine Amerika, ülkelerinin üzerinden geçen ve kontrol edemedikleri bir düşman füzesi olduğunu görünce uzay sanayisinin bizzat önemini anlamıştır. 1960’a gelirken süpersonik jeti X-15’i geliştirerek somut bir başarıya imza atmış, fakat Rusların hızla devir taşlarını devirmesiyle çok geç kalmıştır. Önce uzaya çıkan ilk canlı ve sonra uzaya çıkan ilk insanı gönderen Sovyetler uzay yarışını çoktan kazanmış görünmekteydi ama yanılıyorlardı.

Yıl 1962. ABD başkanı John F. Kennedy o ünlü konuşmayı yapıyor ve sözlerinde şunları demekte: “Bu on yıl bitmeden Ay’a insan indirecek ve sağ salim geri getireceğiz.”. Amerika bu konuşmanın yapıldığı zamanda neredeyse her konuda Sovyetler Birliği’nden geride bulunmaktaydı.

NASA beklenenden hızlı çalışıyor, bütçesi arttıkça artıyordu. Kennedy’nin ‘We choose to go to the moon’ konuşması zamanında daha tek bir ABD’li uzaya çıkmamışken 7 yılda, aya inebilecek bir roketi tasarlamak epey zor ve pahalı olacaktı. NASA anında Ay’a gidebilecek bir roketi kısıtlı bilgisiyle tasarlayamayacağını çok iyi biliyordu. Bu yüzden sıra sıra belirli başarıları yapmayı tercih etmeliydiler. Dünya yörüngesine insan yerleştirme ve geri canlı getirme (Mercury Görevi), yörüngeye biri insan kontrollü iki araç çıkartıp birbirlerine kenetleme (Gemini Görevi) görevlerini 1958’den 1966’ya kadar gerçekleştirdiler. Bu görevlerin asıl amaçları insanları Dünya’ya nasıl güvenli bir şekilde indirilebilir ve Apollo Görevi’nin planlarında bulunan Lunar Randezvous’un (Ay’ın yörüngesinde iki aracı kenetleme) nasıl yapılacağı hakkında daha iyi bir fikre sahip olmaktı.

Benim de favori fotoğraflarımdan olan, Gemini Görevi’nde iki aracın birbirine kenetlenmesinden hemen önce.

Herkes Ay’a inmenin artık mümkün olduğunu düşünmeye başlamıştı. Fakat yol hâlâ zorlu, yol hâlâ taşlıydı. Wernher von Braun’ın önderlik ettiği bir ekip Saturn V’e (Satürn Beş) dönüşecek bir tasarımın üzerinde çalışıyordu. Önce küçük ve sadece LEO’e (Low Earth Orbit) yük taşıyacak AS-202 gibi modeller denenmiş ve tasarıma karar verilmiştir.

AS-202’nin kalkışından bir görüntü

Saturn V roketi ve tasarımı yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. 3 adet kendinden kontrolsüz kademesi, 1 adet Ay’a inecek LEM modülü (Aslında bu modül de 2’ye ayrılır: Ay’a inmek için roketi yavaşlatacak Descent Stage ve Ay’a indikten sonra 2 astronotu az sonra belirteceğim modüle taşıyacak Ascent Stage), 1 adet 3 astronotu taşıyacak ve ay çevresinde yörüngeye ulaşılmasını sağlayacak ve aydan gelen 2 ve zaten hiç ayrılmamış olan 1 astronotu eve götürmek üzere ayrılacak küçük kapsül.

İlk kademe 5 adet F1 motorundan oluşuyordu ve bunlar, gelmiş geçmiş en yüksek itişli motorlardır. İkinci kademe ise 5 adet J-2 motorundan oluşuyordu. Üçüncü kademe ise tek J-2 motorundan oluşan ve aya gitmeyi sağlayan kademeydi. İlk kademe tekrar kullanılabilecek şekilde paraşütlerle okyanusa düşerken diğerleri tekrar kullanılamıyordu ve 9 Apollo 1 Skylab görevinde de tekrar yapılmıştır.

Gelmiş geçmiş “başarılı” en güçlü roket Saturn V
En sevdiğim fotoğraf olan Saturn V’in ilk kademesinin 5 F1 motoru ve önünde sürekli size anlamsız gelecek şekilde bahsettiğim Wernher von Braun. Bu fotoğraftan ne kadar büyük bir canavar olduğunu anlayabiliriz.
Türkiye’de nedensiz bir şekilde ‘Örümcek’ denmiş, ünlü Eagle (Kartal), Lunar Lander, LEM, ve önde %90 Buzz Aldrin (çünkü Buzz kamerayı neredeyse hiç almadı. Sürekli kendi fotoğrafı olsun istedi. Yeni okuduğum bir dergide verdiği ropörtajda unuttuğunu söylemiş ama yani hepimiz biliyoruz heralde.)
Arkada vakum optimizeli bir motor, hemen önünde silindir servis modülü, ve hemen onun önünde koni şeklindeki kontrol modülü bilhassa astronotları atmosfere girerkenki sıcaklıktan koruyacak modül.

Buraya kadar okuduysanız, şuan birkaç şeyi izlemek için can attığınıza eminim. Onları linkler halinde bırakacağım.

Apollo 11 Saturn V kalkışı:
“Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım.” Neil Armstrong
En sevdiğim videolardan olan Saturn V’in ayak kamerası
Lunar Module Eagle’ın içi
Ve en sevdiğim video… Astronotlar son Ay görevinde Ascent Stage’e bindikten sonra ay yüzeyinden ayrılıyorlar.

Birkaç ilginç bilgi vermeden bu makaleyi de tamamlamak garip olur.

  • Apollo 13 görevinin servis modülünde bir arızalanma gerçekleşmiş, ve görev aya inilmeden çevresinden dolanarak bitirilmiştir. Bu göreve “Başarısız Başarı” denmektedir.
  • Apollo görevlerinde Ay’a gidilmediği iddiaları gerçektir. Fakat bazı insanlar Saturn V’in kalkışını izledikleri, Command module’dan gelen radyo sinyalleri aldıklarını, rakip Sovyetler Birliği’nin bile uydularının inişi doğruladığını, Ay’dan gelen taş örneklerine bakıldığını ve doğrulandığını, Ay’a yerleştirilen reflektörlerden ışınların geri döndüğü gibi şeyleri kanıt olarak göstermektedir. Saçmalık(!)
  • Apollo görevlerinde kodlar elle yazılıyor ve işleniyordu. Ve kodları yazan kişi Margeret Hamilton, sözlüğe Yazılım Mühendisi kavramını geçirmiştir.
  • Saturn V aracında sadece Apollo görevleri değil, bir adet Skylab Görevi de yapıldı. Bu görev alçak yörünge için ilk istasyonlardandı.
  • Yıllar sonra Sovyetler ve Amerika’nın birliğini göstermek adına bir görev yapılmış, Rus Soyuz aracıyla Amerikan Apollo Spacecraft bir adaptörle bağlanmıştır.
Margaret Hamilton Apollo için yazdığı kodların yanında

Ve teşekkürler. Mighty Saturn V… Şuana kadarki en uzun roket. Şuana kadar fırlatılmış ve başarılı olmuş en büyük roket. Aya insanları indiren tek roket. Ve Sovyetlere ne olduğunu merak ediyorsanız, N-1 diye bir roket tasarlayıp her birini patlatınca projeyi gizli tutmaya karar verdiler ve hiç bir zaman başarılı olamadılar. Ve Amerika Uzay Yarışı’nı kazandı.

Sovyetlerin Ay roketi N-1
© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir