Size dört defa izlediğim ve her izlediğim de ilk defa izlemişcesine etkilendiğim bir belgeselden bahsedeceğim ama öncelikle biraz ön bilgi vermek istiyorum. Belgeselin yönetmeni olan Yann Arthus Bertrand bu belgeseli ekibiyle birlikte yaklaşık üç sene de çekmiştir.

Yönetmen Human belgeseli hakkında şunları diyor;

‘Kelimelerin gücü üzerine bir yapıt’
“Başlarda ütopik ve bir deli işi gibi görünen bu fikre çalışma arkadaşlarım büyük bir alçakgönüllülükle yaklaştı. Hayalim kelimelerin gücü üzerine kurulup dünyanın eşsiz görüntüleriyle beslenen bir film yapmaktı. Yaptığım görüşmeler sorularıma cevap arayıp, karşımdakini analiz etmek üzerine değildi. İnsanın ruhunun en derinliğine ulaşacak cevapları onların bir bakışında, ifadesinde, bir kelimesinde bulmaktı. Buradaki her hikaye eşsiz.”

Yaklaşık üç yıl süren çalışmalarda 60 ülkede 2020 kişi ile görüşülmüş. 63 farklı dilin konuşulduğu bu röportajlarda yaşı, ülkesi, kültürü, dini ne olursa olsun her konuşmacıya aynı sorular sorulmuş.

Özgür hissediyor musunuz? Hayatın anlamı nedir? Yüzleşmek zorundan kaldığınız en zor durum nedir ve bundan ne ders aldınız? Gezegenimizdeki insanlara mesajınız nedir? Ve bunun gibi birçok çarpıcı soru…

Bu belgeseli insanlara aktarmak istememin sebebi ;

herkesin aslında eksik ve fazla yanlarını göz önüne koyuyor. hepimiz aynı şeyleri hissediyoruz aslında sevgi, acı, hüzün, heyecan ,kin peki neden birbirimizi anlamakta zorluk çekiyoruz neden
birbirimize karşı bu kadar ön yargılı oluyoruz.

Özellikle ön yargılı yaklaştığımız insanların aslında derinlerinde
neler yaşadıklarını neler atlattıklarını bilmeden onların dünyalarına girmeden yargılıyoruz ya da bazı insanların mükemmel olduğunu düşünüyoruz ama aslında nelerle boğuştuklarını görmüyoruz. Madalyonun arkası gibi düşünebiliriz.

Bu belgesel kafamızdaki her şeyi yıkıp yeniden inşa ediyor .Bazen artık hayatı kabullenmiş ve ümidi kesmiş insanları görürken bazen de insanların hayata haykırışını göreceksiniz. Gerek bir katilin gözyaşları ve onu sevginin ne olduğunu anlaması ve affedilişi hayatından ilk defa sevgiyi anlaması gerek yaşadığı şeylerden sonra artık hiçbir şeyden korkmayan bir çocuk ,öldüğünde kimsenin onun yanında olmayacağını hisseden bir kadının göz yaşları, engelli bir çocuğa sahip babanın oğluna hayatın güzelliklerini anlatması insanın ruhuna dokunuyor, insanların göz yaşları kalbini kırıyor.

“Kimseyle alay etme, kimseyi küçük düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınamayacak kadar hüzünlü ve ciddidir.”

Fernando Pessoa
© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir