Eternal Sunshine of the Spotless Mind İncelemesi

Bu Yazı Spoiler İçermektedir, Lütfen filmi İzledikten Sonra Geliniz!

Eternal Sunshine of the Spotless Mind, en iyi özgün senaryo Oscar’ı kazanmış 2004 yapımı film. Filmin senaryosu Michel Gondry, Charlie Kaufman ve Pierre Bismuth tarafından hazırlanmış, Yönetmenliğini ise Michel Gondry üstlenmiştir.

Şimdi, bu teknik detayları verdikten sonra bu filmin kurgu oyunları ve ana çatışma üzerinden ilerleyeceğimi belirteyim. Bunun sebebi Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ın hikayesi aşırı farklı ana karakterler üzerinden ilerlemiyor. Aksine önümüzde gayet keskin ana karakterler var. Gelin sizlerle birlikte ana karakterlerin tasvirlerine ufak bir bakış atalım.

Clementine

Clementine, Hollywood filmlerinde görmeye alışık olduğumuz “Manic Pixie Dream Girl” stereotype’ında bir karakter. bu stereotype’ta olan diğer karakterler;

  • Summer – 500 days of Summer
  • Marla – Fight Club
  • Ramona – Scott Pilgrim vs the World.
  • Holly – Breakfast at Tiffany’s

gibi sıralanabilir. Bu karakterlerin ortak özelliği, erkek bireyin kendi mutluluğunu aramasına gerek duymadan onları mutlu etmeleridir, asla büyümezler, her daim eğlenirler.

Joel

Joel ise bu hikayedeki umutsuz erkek. uzun zamandır hayatında birisi olmamış ve ne için yaşadığını bilmeyen bir erkek. Sonrasında hayatına Clementine giriyor ve değişimi başlıyor.

Karakterlerin ilk bakışta düz karakter olduğunu söylebiliriz. Ancak içi boş karakterler değiller, çünkü bu film bir “Coming of Age” yani olgunlaşma, ders alma, büyüme hikayesi koyuyor ortaya.


“Ne mutludur suçsuz bakirenin dostları! Unutulan dünyadan, dünya unuturken, Lekesiz Zihnin Sonsuz Gün Işığını. Her dua kabul olunmuş ve her istek bırakılmış…”

— Alexander Pope (filmin ismini veren şair)

Burada filmin özeti ele alınacak, Eleştirime atlamak için bir kaç paragraf aşağıya inmen yeterli.

Bölüm 1 : Öylesine Verilmiş Bir Karar.

Film Joel’in uykusundan uyanması ile başlıyor. üstündeki pijamaları hatırlayamayan ve arabasının kapısının hasar aldığını gören Joel, o gün nedense işe gitmek yerine Montauk’a gitmeye karar veriyor. Yolculuğa başlıyor sahilde ve gittiği restoranda clementine’ı görüyor “Neden bana azıcık ilgi gösteren her kadına aşık oluyorum?” diye soruyor kendine. Daha sonrasında trene biniyor. yine aynı sıfat, aynı yüz. ilk adımı Clementine atıyor ve aralarındaki iletişim başlıyor. Onları evde, arabada kanepede görüyoruz. Sonra bir sabah bir yabancı çıkıyor Joel’in karşısına ve neden burada olduğunu soruyor. böylece film başlıyor…

Bölüm 2 : Mutluluğa Atılan Bir Adım.

Joel ağlayarak, arabası ile evine doğru gidiyor. sevgililer günü arifesi, ilişkilerine ne olduğunu anlayamadan ayrıldıklarını öğreniyoruz komşusu ile aralarında ufak bir diyalog geçiyor ve uyku ilacını ağzına atıyor. Burada diyaloglardan anladığımız kadarıyla 3 gün öncesine gidiyoruz. Joel ablasına dert yanıp, eski ilişkisini tekrar var etmeye çalıştığından bahsediyor. Rob (enişte) dayanamayıp, Clementine’ın Joel’i zihninden sildirdiğine dair bir kağıdı ona veriyor. ve burada Clementine isminin yavaşça kağıttan silindiğine şahit oluyoruz. bu aynı zamanda Joel’inde zihin sildirme işlemine motivasyonu oluyor.

Sonrasında hafıza silme merkezine (lacuna’ya) gidiyor. doktorla konuştuktan bir kaç gün sonra eşyalarını alıp işlemi uygulamak için tekrar Lacuna’ya gidiyor. burada yanında oturduğu kişileri görüyoruz. birisinin ikincilik kupası ve diğerinin ise elinde ölen köpeğinin eşyaları bulunuyor. doktor ile olan konuşmalarından onların ilk tanışmalarını ve işlemin nasıl gerçekleşeceğini öğreniyoruz. sonrasında Joel’in zihninin içine giriyoruz.

Bölüm 3 : Joel’in Zihni

Önceki bölümde Dr.Mierzwiak işlemin sondan başa doğru aktığını söylemişti. öyle de oluyor, anılar geriye biz ileriye gidiyoruz.

Bu sahnelerde zaman akışını Clementine’ın saç rengi sayesinde takip edebiliyoruz.

  1. İlk tanıştıklarında “Yeşil”
  2. İlişkilerinin başlarında “Kırmızı”
  3. İlişkilerinin ortalarında “Turuncu”
  4. ve Ayrılıklarında ise “Mavi”

Buradan ilk sahnenin hafıza sildirme işleminden sonra olduğunu öğreniyoruz. Bu bölüm diğer yardımcı karakterlerin hikayeye daha aktif olarak eklendiği bölüm. Patrick’in Clementine’a takıntılı bir şekilde bağlandığını ve Mary ile Stan’in arasındaki iletişimi görüyoruz.

O sırada Joel anılarında geriye doğru dönerken aslında yaptığı şeyin onun için doğru olmadığı kanısına varıyor. İçinde bulunduğu durumdan kurtulmak için elinden geleni yapıp tüm tedaviyi farklı bir yola sokuyor. anılar arasında bağlantılar kuruyor, gözlerini açıyor fakat fayda etmiyor. (Bu bölümdeki gelişmeler çok ayrıntılı o yüzden buraları geçiyorum.)

Panik anında Mary Dr. Mierzwiak’ı arıyor, aralarında bir yakınlaşma oluyor ve sonrasında basılıyorlar. Ve olayların çözüldüğü son bölüme geliyoruz.

Bölüm 4 : Son.

Ve son bölümde Mary, Mierzwiak’ın karısı sayesinde gerçeği öğrenir. Bir yalan içerisinde yaşıyor olduğu gerçeği. Mary, Mierzwiak ile bir ilişki yaşamış fakat hayatına devam edebilmek için o da unutmayı seçmiştir.

Bu sırada Clementine patrick’ten kaçıyor ve Joel’in zihnindeki yansıması ona şu sözcükleri söylüyor “benimle Montauk’ta buluş.” çünkü Joel bunu biliyor. İşe o gün gitmemesin tek sebebi, unutmak istediğini sandığı şeyleri aslında unutmak istememesi oluyor.

Sonrasında filmin başına dönüyoruz. Kaderin cilvesi, o gün tarih tekerrür ediyor ve bazı şeyler yeniden, farklı şekillerde gerçekleşiyor. Sonrasında filmin son sahnesine geliyoruz, Mary herkese randevu kasetlerini yolluyor. Joel ve Clementine unuttukları fikirlerini geri kazanıyor. ve kahkahalar ve bir kar sahnesi ile film tamamlanıyor.

Olumsuzluklar ve Onlar ile Nasıl Başa Çıktığınız.

Filmin sonunda o hiç olgunlaşmayan Clementine olgunlaşıp ihtimalleri sayarken, Joel ise olgunluğu bir kenara kaldırıp kalbinin sesini dinliyor. Artık ikisi de olması gereken yerde, ikisi de hatalarından ders çıkarmış.

Bu filmi izlerken eski ilişkilerinizi, sizi olduğunuz insan yapan ama artık yanınızda olmayan insanları hatırlamanız muhtemel. Belki onları hiç unutmadınız bile, arzuladınız ama unutamadınız. Eternal sunshine of the spotless mind müthiş bir insan dışavurumu. Belki böyle bir olanağımız olsa, biz de bunu seçerdik. Belki ayda bir ayda üç kere denerdik, ya da ölmüş köpeğimizi kafamızdan atmaya, o ikincilik kupasını ömrümüz boyunca unutmaya çalışırdık. Ama nafile, insanlar hata yaparlar, sonra tekrar yaparlar ve tekrar. Ama önemli o hatalar değil, o hataları neye dönüştürdüğümüzdür.

Joel ve Clementine’ın bu konuda ne yaptıklarını bilmiyoruz ama ben çok daha mutlu bir hikayeye yelken açtıklarını düşünüyorum. Başta da dediğim gibi karakterler aslında çok keskin karakterler fakat hikaye senin, benim, onun hikayesi. bu filmi özel yapan şey de bu.

Umarım ilerde bu unutma imkanı insanoğluna sunulmaz, ama bir gün sunulursa benim yapacağım ilk iş bu filmi kafamdan silip tekrar izlemek olacak 🙂

Okuduğunuz için teşekkürler! şuraya da mükemmel soundtrack’imizi koyalım, çünkü bildiğimiz gibi “herkes öğrenmeli bir gün.”…

“değiştir kalbini, bunu yaptığında şaşıracaksın.”

© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Yazıda 2 Yorum

  1. Pigmentasyon dedi ki:

    Filme dair ertelediğim her şeyi anlatman çok hoş oldu şu an

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir