Değişim beklenmez ancak biz bunu kendimize çağırabiliriz. Öncelikle değişim kendimizde başlar, kendimizi tanımak değişimin temelini oluşturur, kendini tanımayan insan genellikle hayatında karma döngüler yaşar ve bu durumu kendinde değil başkalarında arar. Ancak zihnimizde olan ayna ile kendimize bakmak gerekir, kendimizi eleştirmek, doğruları söylemek insanın kendisine birer saygının olduğunu görürüz. Kendimiz değiştiğimizde yaşadığımız olaylar, çevremiz birçok şey değişimle buluşur. Her insanın bu evrende farklı potansiyelleri bulunur, bu evrene kendi potansiyelimizi gerçekleştirmek için geldik. En yüksek potansiyele ulaşılmadığı sürece hayatımızda garip olaylar var olur ve kendi aynamıza bakmayı unuturuz, bu sebep ile de kendimizi tanıyamayız. Kendimizi tanımak farkındalık demektir, farkındalık arttıkça değişimin temelini oluşturmuş oluruz. İnsan hayatında bazen değişimler yıkım ile de gerçekleşir, yıkımdan sonra farklı düşünceleri kendimizde keşfederiz. Farklı bir penceren baktığımızda değişim düşünce ile başlar, bizler düşüncemizi hangi yöne çevirirsek o yöne yol almış olur, bu davranışlarımıza, olaylarımıza, arkadaşlıklara bile büyük bir değişime sebebiyet verir. Bu evrende ne kadar olumlu düşünürsek bir o kadar olumlu bir hayat geçiririz önemli olan zihindeki olumlu düşüncelerdir. Değişime inanmak gerekir, ilk çağlardan beri inanç insan için bir güç kaynağı olmuştur, inanç düşüncenin oluşmasındaki temel yapılardandır. Bizler eğer şu anımızı değiştirirsek geçmiş ve geleceğimizi de değiştiririz. Küçük adımlar her zaman büyük adımlara gider.