9-10 yaşlarındayken bir slogan duymuştum “Zorba olma kanka ol” diye.  O zamanlar pek anlamamıştım ama şimdi daha iyi anlıyorum o sloganın gerekliliğini. Ama keşke o zamanlar anlasaydım da geç kalmasaydım.

  Eğer dünyaya gelmişseniz zorbalığa uğramama şansınız yoktur. Hele de “çocuksanız” kesinlikle. Bir okulda, bir oyunda, bir sokakta… O zamanlar ne olduğunu bilmeyiz. Uğrarsak ya sinirlenir biz de zorbalık yaparız ya da ağlar şikayet ederiz. Bir süre sonra unutup gitse de asla unutmayız. Hep içimizde yaradır o. Kiloluysak “şişko, obez, ayı” gibi ya da sırf kalıplara sığmadığımız için “ibne, erkek Fatma” gibi zorba sözler yaradır hep. Ve artık o kadar çok duymaya başlarız ki bizim için selam vermekle zorbalık eşittir. Hem de daha çocukken… Asıl konu da bunu oyuna çevirip eğlenmemiz. Bir insana şişko denildiğinde etraftakilerin gülmesi ya da artık birine ismi yerine erkek Fatma diye seslenilmesi artık normalleşir. O yaşlarda bir oyuna çevrilmiş olabiliriz ama her zaman içimizde bir kompleks, bir zorluk yaratır.

Zorbalığın Tanımı

  Öncelikle zorbalığın tanımından başlayalım. Zorbalık; bilinçli bir şekilde başkalarına sözel saldırı, fiziksel taciz veya baskı yoluyla zarar verme davranışıdır. Akran zorbalığı tanımlanacak olursa; kışkırtma unsuru olmaksızın aralarında fiziksel ya da psikolojik açıdan güç eşitsizliği olan çocuklardan güçlünün, karşı tarafa bilerek ve isteyerek, niyetli, kasıtlı, sistemli bir biçimde belli zaman aralıkları ile uyguladığı, zorbalığa maruz kalan öğrenciye korku, endişe veya zarar vermeyi amaçlayan fiziksel, sözel, psikolojik saldırıyı kapsamaktadır.

  Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 2017’de hazırlamış olduğu ‘okullarda zorbalık’ raporuna göre Türkiye’de 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin yüzde 19’u (nerdeyse beşte biri) ayda en az birkaç kez akranları tarafından fiziksel ya da sözel akran zorbalığına maruz kalıyor. 6 Eylül 2018’de UNICEF tarafından açıklanan bir rapora göre tüm dünyada 13-15 yaşlarındaki öğrencilerin yarısı (yaklaşık 150 milyon öğrenci) okulda ve okul çevresinde akran şiddetine maruz kalıyor.

Fiziksel Zorbalık

 

Fiziksel zorbalığın yaşanması ise bence tamamen arkadaşlar arasında “şakalaşma” niteliğindedir. Okulda bir kızın saçının çekilmesi o an çok komiktir lakin kızın o anki duyguları ve insanların ona gülmesinden dolayı utancı büyük bir yaradır. Bir başka şey ise mahallede oyun oynarken erkekler arasındaki güç üstünlüğünden kaynaklı fiziksel zorbalık. Mesela bir çocuk karşısındaki arkadaşından güçlü olduğunu göstermek için ona vurabilir. Arkadaşı da altta kalmak istemeyeceğinden ona vurabilir. Ve karşılıklı zorbalık kaçınılmaz olur. Buradaki zorbalığın mesuliyeti asla çocukta değildir. Ona fiziksel kavga etmeyi arkadaşlığın bir parçası diye anlatan ya da “Sen nasıl ona vuramazsın bir de sen yapıştırsaydın.” diye çocuğu zorbalığa alıştıran ailedir. Bir yetişkin için çocuk kavgası çok normaldir lakin çocukta gelişen şiddet dürtüsü ve bunu akranlarına zorbalıkla yansıtması hiç normal değildir.

Sözel Zorbalık

  Sözel zorbalık ise en yaygın ve en normalleştirilendir. Çocuklara hakaret etmenin ve aşağılamanın doğru bir şey olduğunun açıklanması ya da değilse bile “bir şey olmaz çocuksunuz normaldir” zihniyetiyle yaklaşılması yanlıştır. Fiziksel yaralar kabuk bağlar kapanır lakin sözel zorbalık yaraları kapanmaz ya da zor kapanır. Okullarda, sokak oyunlarında vb. çocuk ortamlarında hakaretin yaygınlaşması gelecek hayatta hem hakaret eden hem de hakarete uğrayan açısından kötü sonuçlar doğuracaktır.

  Hakarete uğrayan kişi de çevreye karşı kapalılık, utangaçlık, isteksizlik, takıntı, kaygı bozukluğu gibi durumlar ortaya çıkacaktır. Örneğin kilosu fazla olan bir çocukla “şişko patates” diye dalga geçilirse ve bu zorbalık bir süre devam ederse mağdur çocukta “arkadaşlarım dalga geçecek o yüzden dışarı çıkmak istemiyorum” ya da “kendi bedenimden nefret ediyorum, ölmek istiyorum” gibi düşünceler oluşur. Dışarıdan önemsiz görülen bir hakaret kalıbı bir çocuğa çocukluğunu zehir eder. Çocuk tek başına zorbalığın altından kalkamayabilir ve bu yüzden ailesine/öğretmenine söyler. Hatta bazen korkak olarak gözükmemek için söylemez. Eğer çocuk, zorbalığa maruz kaldığını beyan ediyorsa işler kolaylaşır ve çözüm aşamaları başlar. Lakin çocuk, zorbalığa maruz kaldığını beyan etmiyorsa işler zorlaşır. Çocuk okula başlayana kadar duyduğu/gördüğü şiddet anlaşılır ve önüne geçilir ama çocuk okula gitmeye başladığında anlaşılması güç bir durum olur. Her an çocuğun yanında kalmak çocukta özgüvensizlik yaratacağından yanında kalmak doğru bir seçenek değildir. Çocuk eve geldiğinde ebeveyn içgüdüsüyle anlaşılabilir ya da davranışlarında olağan dışı zıtlıklar olursa anlaşılabilir. Sorulduğunda zorbalığa uğradığını reddetmesi karşılığında öğretmenle konuşulabilir ki bu da kısıtlı bir anlayış aracıdır. Öğretmen çevresinde yaşanan bir zorbalıksa konu anlaşılır çözüme gidilir lakin öğretmen olmayan yerlerde yaşanan örneğin tuvalet, bahçe köşeleri vb. zorbalık ancak çocuğun davranışlarından, gün geçtikçe değişmesinden, ruh halinin dengesizliğinden belli olacaktır.

#okullardazorbalığasonver

  Her ne kadar zorbalığa uğrayan daha fazla zarar görse de zorbalık yapanı konu dışı ya da suçlu ilan etmemeliyiz. Zorbalık yapan çocuk da ise bunun normalleşmesi ve yaşı ilerlerken zorbalığın farklı boyutlara taşınması da söz konusu olabilir. Küçük yaşlarda sadece anlık söz ile yapılan zorbalık gün geçtikçe sürekli sözel şiddet, fiziksel şiddet, karma şiddet ve büyük ölçekli şiddet olarak devam eder. Biz bu süreci ne kadar erken sonlandırırsak hem çocuğun gelişimi hem geleceği için iyi sonuçlar alırız. Zorbalığı sonlandırmak etki-tepki şeklinde olmamalıdır. Tamamen empati kaynaklı bir konuşma gerçekleştirilmedir. Bunun nedeni ise zorbalığı inat meselesi ve erteleme yapmamaktır. Bir çocuğa sert bir şekilde yapmamasını söylersen inat eder yapar ya da geleceğe/ailesinin yanında olmadığı mekana erteler. Ona yaptığının yanlış olduğunu, ortaya çıkaracak sonuçları, normal olmadığını “güzel bir dille” anlatmak gerekir.

  Son olarak şunu söylemek istiyorum. Nerde, kaç yaşında, hangi mevkide olursak olalım zorbalığın her türlüsüne dur diyelim. Kendimiz uğrasak da uğramasak da akran zorbalığına (zorbalığın her türüne) dur diyelim. Çocuklarımızı iyi yetiştirelim ve onlara saygı, empati, sevgi gibi kavramları öğreteli ama öğretmeden önce kendimiz bilelim.

#okullardazorbalığasonver

#endviolanceinschool

© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir