Fatih Karaca, sahne adıyla Mabel Matiz’in Filler ve Çimen parçasını gelin beraber inceleyelim. Öncelikle bulunduğu albümün kapak resmine göz atalım. Albüm kapağında, muhtemelen küçük yaşlarda bir çocuğun çizdiği amatör bir Mabel Matiz var. Burnundaki kemerini düzeltmeden, kendi yüz hattını olan biçimde yansıtarak doğallığını belirtiyor. Ayrıca resmin çocuk çizimine benzemesiyle ruhundaki çocuğu, saflığa özlemini temsil ediyor.

Şimdi şarkıya geçelim. Şarkının ilk 50 saniyesinde söz bulunmuyor. Ki bu sözlere geç girmek Fatih’in parçalarında sık gördüğümüz bir durum. Bu sayede hayatta bir acelesi olmadığını, daha çok zevkine önem verdiğini gösteriyor. Zaten yıllarca eğitim gördüğü dişçiliği bırakıp müziğe radikal dönüşü de hayatını zevkine göre yaşadığına örnek niteliğinde. Sözlere bakarsak;

Çimenler fillerle de güzel
Kalbin korkularıyla cesur
Firarlar yakalanmak için
İhanet aslında sadakatin tavrını sever
Elinde bir paslı makas
Kestikçe zaman uzuyor acının saçları
Hatırlayarak yaşamak boynumuzun borcu Aman
Ölürdün unutmasanKaybederek çoğalırsın
Gözyaşının rahmeti can üstüne
Uzak bir deniz kıyısında
Kendi yara kabuklarını yar ederek kendine
Ah nice kez küseceksin
Gördüğünün zahmeti gönül üstüne
Uzak bir çigan masalında
Çayda kederli çıralar tüttürerek
Barışırsın ötekinle
Ki yalatır o
Sen tükürürsen

Sözleri okuduğunuz zaman, hepinizin aklında aldatılan ve aşk acısı çeken bir adam canlanıyordur büyük ihtimal. Aldatana karşı bir sitem, yanlış yolda olduğunu bildirmek, belki de insanlık adına ne kadar kırılsa bile karşının hatasından dönmesi  için çabalamak.. Bir yerden sonra kendisinin de kurtulmasını istiyor, kendine dön diyor. Bu anlattığım senaryo doğru olabilir ama gelin bir de başka senaryoya bakalım.

     Bu şarkı daha çok Fatih’in kendi içindeki aldatılmalarını haykırıyor. Üçüncü şahıslardan uzak; kendi içindeki kavgaları, özlemler, kendini affetmeye çalışmasını anlatıyor. ‘’Hatırlayarak yaşamak boynumuzun borcu aman ölürdün unutmasan’’ diyerek unutmanın bir özgürlük, bir sığınak olduğunu kendine hatırlatarak adeta içine unut artık diye yakarıyor. Bir yandan da kendine bu hüznün son olmayacağını, ağlamaktan korkmaması gerektiğinden bahsediyor. Kendisini affettiği sürece unutabileceğini ama izinin kalacağını, affetmenin erdem ve nefes olduğunu hem kendisine hem bize hatırlatıyor.

Ayrıca şarkıdaki hüzünlü olmayan ritim, daha çok sevinçli bir başarı öyküsü anlatırmış gibi olan Fatih’in söyleyişi bize istediği şeyleri başarma arzusunun olduğunu gözler önüne seriyor. Mabel hayata tutunmaya çalışıyor. Geçmişini, üzüntülerini bir kenara bırak zihnin özgür kılmak niyetinde. Bu yüzden şarkıyı da başarmış edasıyla okuyarak hem biz dinleyicilerine hem de kendisine güç empoze ediyor.

Mabel hakkında söylenecek daha çok söz var. Zira kendisi her eserinde hayattan bir kesiti ele alarak çözüm önerileri sunuyor. Bir sonraki yazılarda tekrardan Fatih’in (belki de bizim) hayatını tekrardan konu edinip çözüm önerilerinden faydalanmak dileğiyle 🙂