Sizi bir nükleer patlamayla baş başa bırakmadan önce birazcık nükleer bombanın tarihçesinden ve basitçe çalışma prensibinden bahsedeceğim.

Atom çekirdeğinde Füzyon veya fisyon (basitçe kaynaşma veya ayrışma) ile çok büyük miktarda enerji açığa çıkmasıyla elde edilen enerjiyi bir yıkım aracına dönüştüren silahlara genel olarak nükleer silah denir. Fisyonu kullanan bombalarda çekirdek parçalanması esastır. Genel olarak yakıt Plutonyum – 239 , Uranyum – 235 izotopudur. Nükleer Reaksiyonlarda kullanılan elementler radyoaktiftir. Bu elementleri Periyodik tablonun alt satırlarında görürüz. Dünya kamuoyunda yüksek ses getirmiş konulardan biri olan ”Nükleer Santraller” de aynı prensipte çalışır. Uranyum – 235 izotopunu yakıt alırsak, Uranyum çekirdeğine yapılan nötron atımı tepkimeyi başlatacaktır. Aralarındaki farklardan bahsetmem gerekirse nükleer santrallerde reaktifler ve tepkime kontrollüdür. Tepkimeler Bor elementi ile yavaşlatılır. Nükleer Silahlarda doğal olarak böyle bir mekanizma mevcut değildir.

2. Dünya Savaşının etkisiyle 1930’lu yıllarda başlayan çalışmalar 1945 yılına kadar ivme kazanmış, özellikle Amerika hükümeti 1941 – 1945 yılları arasında çalışmalarına tempo kazandırmıştı. Sonunda Robert Oppenheimer ilk Atom bombasını üretmişti. 16 Temmuz 1945 yılında ilk atom bombasının testi yapıldı. Deney, New Mexico’da Socorro’ya 56 km mesafedeki bir alanda yapıldı. Deneyde plutonyum yakıtlı bir atom bombası infilak ettirildi. Akabinde 60 kg Uranyum – 235 içeren ”Little boy” ve 8 kg plutonyumdan oluşan ”Fat man” nagazaki ve Hiroşima’ya atıldı. Bu patlamaların sonucunda yaklaşık olarak nagazaki’de 140.000 hiroşima’da 80.000 kişi hayatını kaybetti.

Bir şehre Nükleer Bomba Atılırsa ne olur ?

Kendinizi günlük rutinin içinde bir yerlerde hayal edin. İnsanlar hayatın koşuşturmasında kaybolmuş, Çocuklar parklarda, sokaklarda oyun oynuyor. Trafik akıyor. (NATO üyelerinde nükleer saldırıya karşı 4 – 5 dakikalık bir erken uyarı sistemi mevcuttur. onu pas geçiyoruz) Tam bu anda patlama gerçekleşiyor. Sizin hayatta kalma ihtimaliniz nerede olduğunuza bağlı. Eğer patlamanın gerçekleştiği 2 kilometrelik yarıçapın içerisindeyseniz güneşten daha sıcak olan bir plazma topundan dolayı anında kaynayacaksınız. Birçok insanın ölüm şekline göre şanslı sayılırsınız. Bu yarıçap mesafesindeki neredeyse her şey 1 saniyeden daha az sürede yok olur. Patlama merkezinden daha dışarıda olduğunuzu varsayarak devam edelim. Patlamanın akabinde yayılan ışıkla doğrudan karşılaşırsanız sizi kalıcı veya geçici bir şekilde kör edecektir. Örneğin Çin’de bulunan 1 megatonluk nükleer bomba 20 saniye boyunca bu ışıktan yayabilir. Bu ışığın enerjisi o kadar yüksektir ki 13 kilometre yarıçap mesafesinde bulunan yanıcı maddeleri yakabilir. Yani eğer 500 kilometrekare içerisindeyseniz kıyafetiniz, saçınız, deriniz ve hatta çevrenizdeki gördüğünüz çoğu madde tutuşabilir. Okulunuza giderken bir anda yanmaya başladığınızı düşünün.

Patlamadan ve yüksek sıcaklıklardan sağ çıkabilirseniz, sizi ”Blast” bekliyor olacaktır. Blast yani şok dalgası, patlamada oluşan kimyasal enerjinin kinetik enerjiye dönüşmesiyle fırtına ve kasırgalardan çok daha şiddetlidir. Blast, önüne gelen her şeyi yıkar geçer. Eğer patlamadan itibaren depo, kiler benzeri yeraltı yapılarında bulunuyorsanız hayatta kalma ihtimaliniz daha yüksektir. Blast dalgasının anında dışarıda veya herhangi bir binadaysanız yapı üstünüze yıkılır ya da rüzgardaki kum taneleri gibi uçarsınız. Genel çerçeveye bir dönüp bakalım.

Plazmadan , sıcaklıktan ve şok dalgasından sağ çıktınız. Başınızı kaldırdığınızda meşhur mantar bulutunu görecekseniz. O esnada çevreye baktığınızda on binlerce yaralı ve ölü var. Hastaneler yıkılmış, Profesyonel sağlık görevlileri de ölü ya da ağır yaralı. Keza kamu hizmetleri de öyle. Oluşan mantar bulutu ortamdaki temiz havayı hızlı bir şekilde çekerek oksijen miktarının değişmesinde ve bir fırtınaya daha sebep olabilir. Hayatta kalan insanlar şaşkınca kendilerini molozlardan kurtarmaya çalışırken yükselen mantar bulutu güneşi çevreleyip şehre karanlık çökmüş. Yükselen radyoaktif küller havada yoğunlaşarak aşağı düşmesiyle siyah ve oldukça tehlikeli bir yağmuru başlatmış, Havadaki radyasyon miktarı ciddi bir şekilde artmış ve artmaya devam edecek.

Parçacıklar ve Işıma

İlerleyen saatlerde on binlerce insan ciddi yaralanmalarla ve kırıklarla mücadele ederken hükümetler belli bir süre aşırı dozda radyasyondan dolayı kamu hizmetleri gönderemeyecek ve sivil halk kendi başına hayatta kalmaya kalacak. Dışarıda kalanlar doğrudan alfa, beta ve gama parçacıklarına maruz kalacak. Bunların fizyolojik etkilerinden bahsetmem gerekirse,

Alfa parçacıkları ; Uranyum ve Radyum gibi maddelerde alfa ışıması sonucu bilinir. İyonize bir radyasyon türüdür ve çoğu zaman çekirdeği uyarılmış halde bırakır. Alfa parçacıkları insan derisinden geçemez fakat alfa parçacıkları solunursa akciğerle yapışır.

Beta parçacıkları ; Alfa ışıması sonucunda oluşan enerjinin dışarıya verilmesi sonucunda oluşur ve alfanın ötesindedir. Beta parçacıkları Alfa ışımasına göre deri tarafından absorbe edilebilir.

Gama parçacıkları ; Alfa ve Beta parçacıklarının ışıması sonucunda oluşur. Alfa ve Beta ışımalarının ardından çekirdek çoğunlukla kararsız halini korur ve gama ışıması meydana gelerek çekirdek daha kararlı bir hale gelir. Gama ışınları en yüksek frekans, en küçük dalga boyuna sahiptir. Katmanlardan rahatça geçebilir ve organizmayı deler geçer.

Eğer sığınakta yeterli seviyede besin ve su varsa, bulunduğunuz konumu daraltın. Hava akımı oluşturabilecek yerleri (cam kenarı, pervaz , boşluklar) Su – Sabun karışımı ve bez yardımıyla kapatın. Radyoaktivite de pil gibi davranacak , yarı ömrünü doldurup sönmeye başlayacak. o zamana kadar havadaki radyasyondan minimum etkilenmeye çalışın. Eğer dışarıya çıkmak zorunda kalırsanız dışarıda 2 dakikadan fazla zaman harcamayın. Gitmeniz gerekiyorsa vücudunuzu kaplayacak bir biçimde koruyucu bir elbise yapıp çıkın. Dışarıda ise vücudunuz iyot almaya çalışırken iyotun radyoaktif izotopu , iyot – 131‘i alacak ve tiroid bezlerinize yerleşecek. Bunu engellemek için ise Potasyum iyodüre ihtiyacınız vardır.

Bu uzun sürecin ardından hükümet radyasyon miktarının azalmasıyla beraber kazazedelere yardıma gelecek. Siz sağ olarak kurtuldunuz ama ilerleyen zamanda kansere yakalanma olasılığınız çok yüksek. Sonuç olarak bu yazı pesimist bir yazı değildi aslında. Maalesef ki bunun gibi nükleer savaş durumlarında halkın yaşayacağı muhtemel olaylar zinciri. Hiçbir hükümetin bu gibi olaylarda afet alanına yardım sağlama ya da tahliye etme gibi bir gücü yok. BM’de 122 ülkenin desteğiyle ”Nükleer silahların yasaklanması” kabul görmüş buna rağmen gündemde yer kaplayan Kuzey Kore’nin Nükleer silah denemeleri ve Amerikanın tehditleriyle bu antlaşma reddediliyor. Halihazırda çoğu ülkede nükleer silah mevcut. Olası bir savaşta kimse kullanmaya çekinmeyecek gibi duruyor. Umarız ki insanoğlu yine aynı kaderi yaşamaz. Tarih tekerrür etmez.

© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir