“Beyin” Üzerine Bir Seri-Bölüm 5: Beni Dinliyor Musun?

Bu sefer ne yazsam? Görsel illüzyonlar fena konu değil aslında… Ama nasıl anlatıcam onu… Başka bi’şey de gelmiyo ki aklıma… Bu beyin serisi çok mu sıktı acaba? Bu seferlik başka bi’ yazı mı yazsam… Yok ya, iyi böyle. Konuyu bulamıyorum yaa off… Acaba dikkat eksikliğini mi-

“Tuana bu soruyu sen yap.”

Son beş dakikadır kafamın başka yerde olduğunu fark eden fizik öğretmenimle göz göze geliyorum: “H-hocam, bi’ bakiyim soruya..” İçimi ince bir “n’apıcam ben şimdi” ateşi basarken soruyu anlamaya çalışıyorum ve sonunda hoca soruyu kendisi anlatmaya karar veriyor.

Daha önce böyle bir şey yaşadınız mı? Anda kalamadığınız ve kafanızın bambaşka bir yere daldığı oldu mu? İlla ki olmuştur, kime olmaz ki?

Çoğumuz bu durumu “dikkat eksikliği” olarak tanımlar. Ancak dikkat eksikliği, tıp literatüründe “hiperaktivite” ile ilişkilendirilir.

Hiperaktivite ise, az önce verdiğim örnekte yaşadığım dikkat dağınıklığı dahil birçok belirtiye sahip olan ciddi bir hastalıktır. Peki hiperaktivitenin bu “birçok belirti”si nedir?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

DEHB, aşırı hareketlilik ve anormal düzeyde aktif olma durumuna denir. Hasta profili çoğunlukla dikkat eksikliğine sahip çocuklardan oluşur. Hiperaktivite olan çocukların dikkati çok kolay dağılır. Derste anlatılan konulara hakim olamazlar, unutkanlık yaşamaları yaygındır. Eşyalarını veya ödevlerini sık kaybederler. Ayrıca hayal kurmaya yatkındırlar.

Olaylara verdikleri tepkiler abartılı, tutarsız olabilir. Sınıfa sorulan sorular karşısında atılgan ve sabırsız davranabilirler. Başkalarının sözünü kesebilir, akıllarına gelen şeyleri hemen söylemek isteyebilirler. İnsanlarla iletişim kurmakta ve anlatılanları dinlemekte güçlük çektikleri için öfkeli ya da üzgün olmaları doğaldır.

DEHB, bu belirtiler bakımından üç ana gruba ayrılır:

Dikkatsiz hastalarda zayıf konsantrasyon ve kısa dikkat süresi görülür.

Hiperaktif / Dürtüsel hastalar yukarıda bahsettiğim sabırsızlık ve konuşan kişilerin sözünü kesme semptomlarına sahiptir. Genelde yerlerinde duramazlar, sürekli hareket halindedirler.

Birleşik hastalar ise hem dikkatsiz hem de dürtüsel grubun belirtilerini gösterir.

Nedenleri

Hiperaktivite, çocuğun yetiştirilme şeklinden kaynaklanabilir.

Ağlayan bebeklerin hemen pışpışlanması ve susturulmaya çalışılması; bebeğin duygularının bastırılmasına, ileriki yaşlarında kendisini ifade edememesine neden olur. İçine kapanık olan çocuk, iletişim kurmakta zorlanabilir.

Hiperaktivitenin en önemli nedenlerinden biri genetik mirastır. DEHB hastalarının yakın akrabalarında hastalık riski %10-35 arası değişirken, çocuklarında bu oran %57’ye kadar çıkmaktadır. DEHB’nun genetik etkisi en çok tek ve çift yumurta ikizlerinde hissedilir.

Çift yumurta ikizlerinde yaklaşık %30 oranında DEHB vakasına rastlanır. Bu durum tek yumurta ikizlerinde ise %50-84 arasında görülmektedir.

Bunların dışında hiperaktivitenin en önemli nedeni, beyin fonksiyonlarındaki bozukluklardır. Bu bozuklukları daha iyi anlayabilmek için önce beyindeki dikkat merkezlerini iyi bilmemiz gerekir.

Dikkat Merkezlerimiz

Frontal Lob: Frontal lobun en yaygın bilinen görevi, “bilinçli düşünmeyi sağlamak” tır. Ancak bunun yanında onlarca işlevi gerçekleştiren frontal lob, beynin en önemli bölümlerinden biridir.

Plan yapma, problem çözme, öz eleştiride bulunma, dürtülerin kontrolü, ileriye yönelik düşünme gibi eylemleri gerçekleştirmemizi sağlarken aynı zamanda dikkat sürdürülmesinden ve odaklanmadan sorumludur.

Frontal lobumuz hasar gördüğünde dikkat süremiz kısalabilir; yeni bir şeyi kalıcı olarak öğrenmekte zorlanabiliriz, hatta hiperaktivite sahibi olabiliriz.

Bu nedenle hiperaktivite hastalarının frontal lobunda kimyasal veya işlevsel bozukluklar yaygın olarak görülür.

Parietal Lob: Parietal lobun ana görevi, duyuları algılamak ve bedeni üç boyutlu ortamda yönlendirmektir. Bu yapı bedenin içinden veya dışından gelen verileri işleyerek bedenin durumu hakkında bilinçli algımızı oluşturur.

Parietal lob, aynı zamanda frontal lob ile bağlantı kurarak dikkatin koordinasyonunda görev alır.

Yakın zamana kadar “dikkat” dendiğinde aklan gelen yapılar frontal ve parietal lobdan ibaretti. Ancak Rockefeller Üniversitesi Nöral Sistemler laboratuvarından Winrich Freiwald, beyinde başka bir dikkat merkezinin daha olduğunu söylüyor.

Posterior İnferotemporal Korteks Dorsalı (PITd)

Freiwald, bu yapıyı meslektaşı Heiko Stemman ile birkaç yıl önce gerçekleştirdikleri bir deney sırasında keşfetti.

Maymunlardan ekranda hareket eden noktalara odaklanmalarını isteyen araştırmacıların dikkatini beyin taramaları sırasında oluşan bir değişiklik çekti. Bekledikleri gibi algılamadan ve seçici dikkatten sorumlu bölgeler aktive olmuştu. Ancak bunun yanında PITd’nda, yani temporal lobun arka alt kısmında da aktivasyon gerçekleşmişti.

PITd’nda harekete duyarlı nöron yok. Ayrıca bu bölgede görsel bilgilere karşı herhangi bir duyarlılık bulunmamakta. Bu gizemli beyin bölgesi, bilinen dikkat merkezlerinden de bir hayli uzakta yer alıyor.

Şaşkın meslektaşlar, beyin taramalarının sonuçları üzerine şanslarını denemek isteyerek PITd’nın dikkat kontrolünde yer alıp almadığını anlamak için bu beyin yapısını incelemeye karar vermişler. İlk işleriyse bu bölgede konuma duyarlı bir nöron aramak olmuş. Bunun için PITd’ndan rastgele 200 nöron seçmiş ve incelemeye koyulmuşlar.

Konuma Duyarlı Nöron Nedir?

Konuma duyarlı nöronlar, dikkat merkezlerimizde yer alan bir nöron çeşididir. Bu nöronlar, diğer nöronların aksine baktığımız şeye değil; baktığımız şeyin nerede olduğuna önem verir. Yani konuma duyarlı nöronların her biri, görüş alanımız içindeki belirli birer noktaya kodlanır ve kodlandıkları noktalar dikkat gerektirdiğinde harekete geçer.

Sinir sisteminde nöron yapısı (solda) ve serebellumdaki Purkinje hücresi çizimi (sağda), “Gray’s Anatomy for Students İnternational Edition”

Bu önemli bilgiyi de cebimize attığımıza göre malum deneye devam edelim.

İlk birkaç nöronda umduğunu bulamayan Freiwald ve Stemman pes etmemiş ve deneye devam etmişler. İlerleyen süreçte ortaya çıkan şu olmuştu: PITd nöronları dikkat odağını ne kadar yakından takip ederse, ekranda gerçekte ne olduğunu da bir o kadar göz ardı ediyordu. Ayrıca klasik duyusal nöronlardan farklı olarak, ekranda hareket eden noktalar yön veya renk değiştirdiğinde bile PITd nöronlarında herhangi bir fark oluşmuyordu. Bu durumun dikkat bölgelerine has bir özellik olduğunu bilen Freiwald, deney için şunları söylüyor:

“Nöronlara verdiğimiz uyarıların çeşidine göre hayvanın performansını artırabiliyorduk. Bu, benim için bu bölgenin dikkati kontrol ettiğini gösteren su götürmez bir kanıt.”

Frontal lob, parietal lob ve posterior inferotemporal korteks dorsalı, “beyinde dikkat merkezleri” dendiğinde akla gelen tek bölgelerdir. Ancak düşünülenin aksine, dikkat mekanizmalarıyla beynimizin büyük bir kısmı ilgilenir.

Beyindeki hemen hemen bütün yapılar onlarca görev üstlenir ve birbirleriyle milyonlarca farklı bağlantı kurar. Bu nedenle beyin yapılarını belli kategorilere göre keskin bir biçimde sınıflandırmak doğru olmaz. Beyin, bu yönüyle en küçük çivisine kadar birlikte uyum içinde çalışan bir makine gibidir. Dolayısıyla hiperaktif bireylerde, yukarıda bahsettiğim yapılardan farklı olarak birçok yapıda daha fonksiyonel bozukluklar görülür.

Hiperaktivite ve Beyin Fizyolojisi

Yapılan çalışmalar, DEHB olan kişilerin serebral hacimlerinin (beyin hacmi) %3.2 daha küçük olduğunu göstermiştir. Bu hacimce küçülmeden beynin dört ana bölümü de (frontal lob, parietal lob, temporal lob, oksipital lob) etkilenir. Frontal lob DEHB hastalarında kendi hacminin %48’ini kaybeder. Frontal lobun dikkat mekanizmasındaki önemi göz önüne alındığında, %48 çok ciddi bir orandır.

Genellikle vücut dengesini sağlamasıyla tanınan serebellum (beyincik), %6’ya varan bir küçülmeye sahiptir. Hareketlerin kontrolünü ve hızını ayarlayan beyincik küçüldüğünde, kişi hareketlerine hakim olamayabilir ve sinirlendiğinde fevri tepkiler verebilir.

DEHB’na sahip olan erkek çocuklarda, kız çocuklara oranla putamende (hareketleri düzenlemede rol oynayan bir beyin yapısı) daha yavaş bir kan akışı görülür ve bu hastalarda putamenin bağlantı kurduğu yapılardan biri olan globus pallidus daha küçüktür.

Bunların dışında glutamat ve dopamin gibi maddelerin beyindeki yetersizliği de DEHB vakalarında sık görülür.

Hiperaktivite Nasıl Tedavi Edilir?

Hiperaktivite genellikle aileler tarafından “afacanlık” ya da “büyüme çağı” olarak görülür ve ciddiye alınmaz. Ancak bir çocuğun duygularını ifade edememesi, söylemek istediği şeyleri agresif ve huysuz bir tavırla anlatmaya çalışması, yaşıtlarının kendisinden daha başarılı olduğunu düşünerek depresyona girmesinin afacanlıkla bir ilgisi yoktur. Kişinin en mutlu olması ve en doğal davranması gereken küçüklük yıllarında toplum içinde bu zorlukları yaşaması, yetişkinlik döneminde önlenemez sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hiperaktivite belirtilerine sahip olduğu düşünülen çocukların uzman bir doktora yönlendirilmesi gerekmektedir.

Bilişsel davranış eğitimi ve konuşma terapisi gibi tedavilerle büyük oranda gerileme gösteren hiperaktivitenin tamamen geçmesiyse yıllar alabilir. Önemli olan bu süreçte ailenin ve büyüklerin çocuğa destek olması ve hastanın kendine güvenmesini sağlamaktır.

Hiperaktif bir çocuğu görmezden gelmek ve onu kendi dünyasına hapsetmek, hastalığın seyrini hızlandırmaktan başka bir şeye yol açmayacaktır. Hiperaktivite, kesinlikle yazının başında bahsettiğim “dikkat dağınıklığı” ile aynı şey değildir. Hiperaktivite, belirtileri arasında dikkat dağınıklığını da bulunduran ve tedavisi mümkün olan önemli bir hastalıktır.

Akılsız çocuk yoktur, ilgisiz ebeveyn vardır.

Kaynakça

https://dergipark.org.tr/en/pub/aktd/issue/2221/29431

https://www.mentalup.net/blog/dikkat-daginikligi-tedavisi

https://www.eyupsabriercan.com/tr/icerik/8/dikkat-eksikligi-hiperaktivite-bozuklugu

Beyin Kitabı- Rita Carter

© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Yazıda 4 Yorum

  1. Eda Altundal dedi ki:

    İnanılmaz akıcı… Bilgiyi sunarken ilgiyi açık tutması konuya ne denli hakim olundugunun ve anlatımdaki rahatlığın ifadesi. Emeğine sağlık Tuana Beren🌺👏

  2. Halis Çayan dedi ki:

    Güzel bir araştırma konusu seçmişin açıklamaların güzel ve sade herkesin anlayacağı bir dilde yazmışın emeğine sağlık Tuana

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir