Sabah 07.15 alarmıyla gözümü açıyorum. Hayır, bu sefer alarmı kapatıp gözlerimi dinlendirmeyeceğim. Her seferinde uyuyakalıyorum. Sımsıcak yorganımı istemeye istemeye üzerimden atıyorum. Dondum be!

Soğuktan titreyerek tuvalete gidiyorum. Aynada suratımı hala bulanık görürken dişlerimi fırçalıyorum. Su da buz gibi… Odamda zerre kadar ısınma umuduyla kendi kendime hopluyorum. Dolapta düz siyah olan ne varsa üzerime geçiriyorum. Sırt çantamı sürükleyerek hole bırakıyorum.

Biraz daha kendime gelmiş bir haldeyken kahvaltılıkları masaya koyuyorum. Eyvah, 37 geçiyor! N’olduğunu anlamadan ağzıma bir şeyler tıkıştırıyorum. Umarım bir şey unutmamışımdır, diyerek evden çıkıyorum ve benim için yoğun bir gün daha başlıyor.

Çoğumuz aşağı yukarı bu tip bir çalışma temposu içindeyiz. Pandemi döneminde bile ya maskeyi takıp tıpış tıpış işe/okula gittik, ya da pijamayla sabahtan akşama kadar bilgisayar başında çalıştık.

Yetişmeyen ödevler, yaklaşan sınavlar, anlaşılmayan konular, eksik evraklar, son 7-8 aydır vazgeçilmezimiz olan çevrimiçi toplantılar derken her dakika Polyanna olmamız pek mümkün değil. Genelde aynı sıkıntıdan muzdaribiz : Stres.

Google arama motoruna “Stres Nedir?” yazdığınızda karşınıza çıkacak ilk cevap şudur : “Stres, kişinin algıladığı herhangi bir tehdit ile fiziksel ve duygusal olarak başa çıkamaması nedeniyle oluşan ve günlük hayatını genellikle olumsuz etkileyen gerilimli bir süreçtir.”

Ne yazık ki bu gerilimli süreç, vücudumuza ve beynimize sandığımızdan çok daha fazla zarar veriyor.

Stres DNA’mızı değiştirebilir mi?

Kaliforniya Salk Enstitüsü’nde genetik bilimci olarak görev yapan Fred Gage ve ekibi, geçtiğimiz yıllarda stres üzerine bir araştırma yaptı ve şaşırtıcı bulgular elde etti. Ekibin aklındaki kilit soru, genlerin doğum sonrasındaki tecrübeler sonucu değişime uğrayabilip uğrayamayacağıydı.

Fareler üzerinde yapılan deneyin sonucunda, doğumdan sonra annenin gösterdiği ilginin yavruların DNA’sını değiştirdiği ortaya çıktı.

Haliç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Irmak Yazıcıoğlu ise erken çocukluk döneminde hücrelerin hızlı bölündüğüne değinerek çocukların stres altında DNA’larının mutasyonel mekanizmalar tarafından bozulmalarının, aynı zamanda da epigenetik mekanizmalar tarafından düzenlenmelerinin mümkün olduğunu belirtti. Gage ve ekibinin deneylerinde araç olarak kullandıkları anne ilgisinin yanı sıra beslenme şekli ve yaşam tarzının da DNA üzerine etkili olduğunu ekledi.

DNA’mız yakın zamana kadar sanılanın aksine sabit değil. İşimiz veya okulumuzda yaşadığımız sıkıntılar, aile üyelerimizle ilişkilerimiz, özel hayatımız, paketli gıdaların içinde bulunan kimyasallar gibi etmenler genlerimizde değişikliğe sebep oluyor. Bu etmenler nedeniyle de birçok hastalığın kapısını aralıyoruz.

Başlıca kanser olmak üzere metabolik ve nörorelatif hastalıklar, ruhsal bozukluklar, Parkinson ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar genelde stres kaynaklı.

Stresin ve yol açtığı hastalıkların en çok zarar verdiği kesim ise beklenildiği üzere çocuklar.

Stres ve Çocuk

Erken çocukluk döneminde özellikle aile içinde karşılaşılan stresin en büyük belirtisi ise anksiyete gibi psikolojik bozukluklar. Psikolojik sorunların haricinde aşırı miktarda kilo artışı veya kilo kaybı, cilt hastalıkları, kalp rahatsızlıkları, sindirim sistemi problemleri, uyku sorunları ve zihinsel yetersizlikler ortaya çıkabiliyor.

Küçük yaşlarda maruz kalınan stres ve kişi üzerinde yarattığı olumsuzluklar, profesyonel destek almadıkça hayat boyu zararlı olmakta. Erişkinlik dönemine gelen kişi insan ilişkilerinde özgüvensiz veya aşırı baskılayıcı davranabiliyor. Aslında bu dengesiz tepkiler, beynin geçmiş yıllarda yaşanan ruhsal yıkımı absorbe etme çabasının birer sonucu.

Aşırı baskıya maruz kalmış çocuklar, sonraki hayatlarında bu davranışı devam ettirebiliyor. Kişilikleri pasif bir duruş sergileyecek yönde geliştiğinden dolayı toplum içinde kendilerini göstermeleri zorlaşıyor.

Psikolojik veya fiziksel şiddet sonucu stres altında yaşayan çocuklarsa, genelde ebeveyn olduklarında kendi çocuklarına benzer davranışlarda bulunuyor. Ailelerinden gördüklerini aynen yaşatmaya devam etmiş oluyor.

Sinirsel ilaçlar, psikolog ve psikiyatri servisleri, kişisel gelişim kitapları her ne kadar stresin olumsuz etkilerini azaltma amaçlı olsa da, iş aile eğitiminde bitiyor. Çocuklar çoğu zaman ailelerinin kendilerine karşı davranışlarını ve aile içindeki rollerini bir ayna gibi yansıtıyor.

Aile ne kadar dengeli bir ruhsal eğitim verirse, çocuğun ileriki yıllarda profesyonel desteğe olan ihtiyacı da bir o kadar azalıyor.

Stresin genlerimizde ve kişilik gelişimimizde yarattığı etkilere değinmiş olduk ancak stres, insan beyni üzerinde de çok ciddi bozukluklara yol açmakta.

Stres Beynimizde Ne Gibi Değişimlere Yol Açar?

Öncelikle, stresin her türlüsü beyninizde kalıcı hasar oluşturmaz. Kısa süreli ve ani stresin etkisi de çabuk geçeceğinden dolayı zarar görme oranınız çok düşüktür. Ancak ev, iş yeri, okul gibi devamlı bulunduğunuz ortamlarda sizin için tipik bir stres ögesi varsa (patronunuzla anlaşamamak, sevmediğiniz bir sıra arkadaşı vb.) stres hormonu olan kortizol seviyeniz yükselebilir ve sağlığınızı etkileyebilir.

Fransız bilim insanları 2014 yılında stresle tetiklenen ve hipokampüsün (beyinde sinapsların düzenlenmesinden sorumlu olan yapı) içindeki moleküllere saldıran bir enzim keşfetti. Sinapslar stres kaynaklı olan bu değişime uğradığında nöral iletimde azalma gerçekleşiyor.

Bu azalma sonucunda dışarıdan da fark edebileceğimiz asosyalleşme, insan ilişkilerinden kaçma, unutkanlık ve algılamada yetersizlik baş gösteriyor. Aşırı stres altında yaşayan bu bireylerin geç yaşlarda Alzheimer’a yakalanma ihtimalleri yüksek.

Bunu ispatlamak isteyen ABD’li bilim insanları, 2017 yılında Alzheimer’ı tetikleyen tam 27 stresli durumu listeledi.

Yaş ortalaması 58 olan 1320 kişiden veri toplandı. Katılımcılara içinde stres verici durumların sorulduğu bir hafıza testi yapıldı. Araştırma sonucunda sorulara daha stresli bir şekilde cevap verenlerin düşük performans sergiledikleri ortaya çıktı.

Stresin kısa ve uzun vadede unutkanlığa ve odaklanma problemlerine sebep olduğu göz önüne alınırsa, beyin yaşının çabuk ilerlediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yaşanan her stresli olayın beyni 1,5 yıl yaşlandırdığı biliniyor. Ancak bu süre bireyin maruz kaldığı stres miktarına ve beynin kendini koruma mekanizmalarının yeterlilik seviyesine bağlı olarak 4 yıla kadar çıkabiliyor.

Kısacası stres sadece sizi üzmüyor, aynı zamanda çabuk yaşlandırıyor.

Hayatımızdaki Stresi Nasıl En Aza İndirgeriz?

Stresle başa çıkabilmek için önce sizi strese sokan etmenlerin neden size bu duyguyu yaşattığını irdelemelisiniz.

Örneğin matematik dersinde stresli hissediyorsunuz. Öğretmen çok katı biri mi? Konuya yeterince çalışmadınız mı? Testlerde yapamadığınız çok fazla soru mu var? Cevabınız 3. seçenekse neden konuya çalıştığınız halde soruları yapamadığınızı düşünün. Belki okuduğunuzu anlamadığınız için çözüme bir türlü başlayamıyorsunuzdur. Daha çok kitap okumayı veya deneme türünde yazılar yazmayı denerseniz bu sorunu aşabilirsiniz. Kelimelerle ne kadar haşır neşir olursanız okuduklarınızı anlama ve yorumlama kabiliyetiniz o kadar artar.

Buna verilebilecek çok fazla örnek var. Kendi “stresli durumlar” ınız üzerine bu şekilde düşündüğünüzde geriye kalan tek şey, bulduğunuz çözümü uygulamak olacaktır.

Halının Altına Süpürmeyin

İnsanları farklı kılan özelliklerinden biri duygularıdır. İyi duyguları yaşadığımız kadar kötü duyguları da yaşıyoruz. Önemli olan sizi olumsuz etkileyen şeyleri görmezden gelmeyip onlarla başa çıkmaya çalışmaktır. Ne kadar bastırırsanız, zaman içinde bu duygular o kadar karşınıza çıkacaktır.

Bu nedenle hiçbir şey olmamış gibi davranmak yerine hislerinizi güvendiğiniz yakınlarınızla paylaşmaktan ve gerektiğinde profesyonel desteğe başvurmaktan çekinmeyin. Stres üstüne gidildikçe etkisizleşir.

© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

1 Yorum

  • Megan

    Your domain name: postakutun.com

    Posta Kutun | Posta Kutundaki Her Şey!

    This announcement EXPIRES ON: Nov 19, 2020.

    We have not gotten a settlement from you.
    We have actually tried to email you but were unable to reach you.

    Please Check Out: https://bit.ly/2UEKfBh

    For info and to post a discretionary payment for solutions.

    11192020020752

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir