Onunla şarkılarda buluşmak.

Üzerine sözler sarf edeceğim eserin ismi; ‘remembrance – Balmorhea’. Aslında günlük hayatımızda kendimize obje haline getirdiğimiz küçük şeyler büyük anlamlar taşıyabiliyor. Örneğin bir fotoğrafın veya bir takının üzerine saatlerce konuşulup, yazılar yazılabilir. Bir fotoğrafa gözünü kırpmadan dakikalarca bakıp, bir kolyeyi sanki her an elinden kayıp gidebilecekmişçesine sımsıkı tutup, bir şaekıyı defalarca dinleyip gözyaşı dökebiliriz veya sadece gülebiliriz. Aslında bunun tamamen yaşadığımız an(ı)larla ve yüklediğimiz anlamlarla ilgili olduğu çok aşikar. Hatta bazen bir objeye bile ihtiyaç duymadan, tamamen beynimizin kontrolünde de bu yapılabilir çünkü esas mesele yaşanan olaylar ve hissettiklerimiz ile ilgilidir.

Onunla şarkılarda buluşmak aslında çaresizliğin boyutlarından sadece herhangi biridir. Objelere sığınmak sadece hatırlamak istemekle alakalıdır ve anılarımızı beynimizde tekrar canlandırmak istemek tamamen özlemin yanında gelen bir getiridir. İşte çaresizlik bu noktada kendini daha iyi ifade etmeye başlar. Tekrar yaşamayı umduğumuz anlar, tekrar kavuşmayı umduğumuz insanlar ve yaşamak istediğimiz onlarca ‘an’ var fakat buna karşın, tüm bu hayallere karşın elimizde varlığı epeyce sarsıcı tek bir gerçek kalıyor. Tekrar veyahut daha iyisini yaşayamayacağımız anlar, terk etmek zorunda kaldığımız ya da bizi zaten çoktan terk etmiş insanları hayatlarımızın sonuna kadar ( belki kaderin tatlı bir tesadüfü dışında ) göremeyecek olmak. Çaresizliğin tanımını bana sorarsanız tam olarak bu. “her şeyden fazla istemek, arzulamak, özlemek fakat çarpıcı gerçeklerin doğruluğunu yüzde yüz bilmeye karşın son defa sığınacağımız şeylerin objeler olması.” Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi adlı eserin “ Hayatımın enmutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şey bambaşka gelişebilir miydi?” cümlesi ile başlayan ilk sayfasını ‘remembrance’ ile okumak herkes için anlamsız gelebilecek fakat benim için bir daha yaşanamayacak kadar tutku ile dolu bir olay. Tüm bu özlemi ancak bir kitabın ilk bölümüne ve eşlik ettiği bir şarkıya bırakarak rahatlayabiliyorum. Tarifini yapmakta güçlük çektiğim bir yoğunluk. Sakinliğin ötesinde bir huzur.

  Huzurumu kollarında bırakamama karşın yetebilen tek parçam. Bu şarkıyı dinlerken onunda ne hissettiğini düşünmek, ihtimaller kurmak belki üzülmek, ağlamak ama işin sonunda yaşanılan tüm anlara karşın bir minnet tebessümü. Onunla şarkılarda buluşmak. Elimden gelen yapabildiğim son ve tek şey.

© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir