Halk tarafından Sonbahar Ortası Festivali’nde hatırlanır, onuruna “Ay Kekleri” pişirilir, küçük çocuklar onu görme umudu ile Ay’a bakar ve hüzünlü aşkının hikayesini yeniden dinlerler. Tüm Çinliler onun kim olduğunu biliyor: Ay’ın Üzerindeki Kadın Chang’e… Bir önceki yazımızda Japonların Ay’ı izleme geleneği olan Tsukimi Festivali’nden bahsetmiş ve Sonbahar Ortası Festivali’ne de biraz değinmiştik. Şimdi ise tüm bu festivallerin çıkmasına olanak sağlamış bir efsaneden bahsedeceğiz: Chang’e ve sevgilisi Hou Yi’nin hikayesinden.

Chang’e‘yi Tanımak

Chang’e‘nin ismi tamamen kendine özgü bir karakter olan cháng (嫦) ve güzel genç kadın anlamına gelen é (娥) karakterlerinden oluşur. Ay’ın ruhu haline gelmeden önce tıpkı süt gibi bir cilde, gece kadar siyah saçlara ve kirazlar kadar pembe dudaklara sahip Chang’e‘nin güzelliği ile Çin’in dört bir yanında tanındığı söylenir. Sanatta ise Chang’e şık saç süsleri takan, uzun elbiseler giyen zarif bir kadın olarak tasvir edilir. Bazen elinde hoş bir beyaz tavşan tutarken tasvir edilirken bazen de efsanenin farklı versiyonları nedeni ile Chang’e çirkin bir kurbağa olarak tasvir edilebilir.

Ay Tanrıçası olarak geçse de diğer tanrıçaların aksine Chang’e Ay’ın kendisi değildir yalnızca Ay’da yaşamaktadır. Bu nedenle bazı kaynaklarda “Ay’daki Kadın” ya da “Ay’ın Üzerindeki Leydi” olarak da geçebilir.

Hou Yi ve Ölümsüzlük İksiri

Festival gecesi çocuklara uyumadan önce anlatılan bu efsanenin birçok versiyonu olsa da ben en romantik olanını anlatmaya karar verdim. Çok uzatmadan efsaneyi anlatmaya başlayalım.

Bir zamanlar, Güçlü ve cesur okçu Hou Yi ile evli olan Chang’e adında güzel bir kadın vardı. Birçok düşmana karşı cesurlukları ile tanınan ölümsüz çift, birlikte cennette yaşarlardı. Bir gün Yeşim İmparatoru’nun -imparator desek de kendisinin en büyük tanrı olduğu biliniyor- on oğlu kendilerini güneşe çevirerek gökyüzünde asılı kaldı ve dünyaya tüm sıcaklıklarını yaymaya başladı. On güneşin havada asılı kalması demek bir daha asla gece olmayacağı anlamına gelirdi, nehirler kurudu, toprak ekin vermeyi bıraktı ve hayvanlar ile insanlar ölmeye başladı. Bunun üzerine Cennet’in Kraliçesi Wangmu, Chang’e ve Hou Yi’e Dünya üzerine inme emri verdi. Hou Yi oklarını, yayını ve karısı Chang’e ‘yi alarak yeryüzüne indi. Önce Yeşim İmparatoru’nun oğulları ile konuşmayı denese de işe yaramayınca, hedefini asla kaçırmayan cesur okçu on güneşten dokuzuna oklarını isabet ettirdi. Yalnızca birini, gün ve gecenin oluşması için bıraktı ve gökyüzünde kalan son Güneş’e dönerek: “Şu andan itibaren, her gün zamanında yükselmeli ve zamanında düşmeli, insanlara fayda sağlamalısın!” dedi. Yeşim İmparatoru oğullarını öldürdüğü için Hou Yi ve Chang’e ‘ye kızgındı, yanlış olduğunu bilmesine rağmen onları cennetten kovdu. Bugünden sonra Chang’e ve Hou Yi yeryüzünde yeni ölümlü hayatlarına başlamak zorunda kaldılar.

Yeryüzüne indiklerinde birçok insan Hou Yi’den etkilendi, ona saygı duydu ve öğrencisi oldu ama aralarında açgözlü ve hain, Fengmeng adında bir adam daha vardı. Hou Yi’nin mutluluğu Chang’e için geçerli değildi, Chang’e huzursuz hissediyordu, gökleri ve ölümsüzlüğü özlemişti. Karısının bu halini gören Hou Yi, Yeşim İmparatoru’nun oğullarını öldüren oku ve yayı kendisi kullandığı için Chang’e‘nin cennetten atılmasının kendi suçu olduğunu düşünmeye başlamıştı. Güzel karısını, zorluklarla dolu ölümlüler dünyasına hapsettiği için kötü hisseden Hou Yi, Cennet’in Kraliçesi’ni görmek için uzun bir yolculuğa çıktı. Kraliçe’nin huzuruna gelince “Ne yapacağım ben?” diye sordu. “Chang’in ölümlü olması benim suçum.”

Kraliçe, Hou Yi için çok üzüldü ve ona ölümsüzlük iksirini vermeye karar verdi. “Bu iksiri kim içiyorsa,” dedi Kraliçe, elindeki gümüş şişeyi uzatırken devam etti ” sonsuz yaşam verilecek. Ama sadece bir kişi için yeterli” Hou Yi, Kraliçe’ye minnettar olsa da iksiri Chang’e ‘ye veremeyeceğini ve kendisinin de içemeyeceğini bilerek evin yolunu tuttu. Ne kendisi ne de karısı birbirlerinden ayrı kalmaya dayanamazdı. Bu yüzden eve geldiğinde iksiri sakladı ve karısı ile mutlu bir hayat kurmaya çalıştı. Hou Yi’nin karısı Chang’e fakirlere yardım eden, oldukça nazik ve güzel bir kadındı, zamanla köylülerin sevgisini kazandı ama kurdukları bu mutlu düzenin yıkılacağından habersizlerdi. Hırslı ve açgözlü Fengmeng iksirin varlığını öğrenmişti. Fengmeng 8.ayın 15. sabahında, Hou Yi avlanırken eve zorla girdi ve iksiri çalmaya çalıştı. Fengmeng’e engel olamayacağını anlayan Chang’e, panikleyip iksiri yutuverdi. İksiri yutar yutmaz vücudunun parladığını ve havalandığını hissetti, usulca gökyüzüne yükseldi. Güzeller güzeli kadın korktu ve ağlamaya, çaresizce sevgilisinin ismini bağırmaya başladı. Karısının gökyüzüne uçtuğunu gören Hou Yi acı içerisinde “Chang’e! Chang’e!” diye bağırsa da sesini duyuramadı, eline okunu aldı ve havalanmasını engellemek için nişan aldı ama attığı her oku tam hedefinden vuran Hou Yi, karısının kalbini parçalayacağı korkusuyla okunu bırakmak zorunda kaldı. Ayrılıkları engelleyebilecek ne bir ok ne de bir söz vardı, bağırmalar ve ağlamalar boşunaydı. Gökyüzüne doğru yükselen Chang’e kocasına yakın olma isteğiyle Ay’ın üzerine kondu.

Hou Yi, Chang’e ile yeniden bir araya gelmeyi umarak Ay için ziyafet düzenledi, Chang’e‘nin daha az yalnız hissetmesi için onun en sevdiği meyveleri ve tatlıları ikram etti. Karısını çok özleyen Hou Yi her 8.ayın 15. gününde Ay için ziyafet düzenleyerek Chang’e ile buluşmayı dört gözle bekledi. Köydeki insanlar da iyi kalpli Chang’e’ye olan düşkünlükleri nedeniyle o gün fedakarlıklar yaptılar ve onu uzaktan kutsadılar. O zamandan beri, Chang’e ‘nin aya uçtuğu ve sevgili kocasıyla ayrıldığı gün olan 8. ay ayının 15. günü, insanların yeniden bir araya geldiği Sonbahar Ortası Festivali haline geldi.

Çirkin Bir Kurbağa ya da Vefalı Bir Eş

Biraz önce dediğim gibi bu efsanenin birçok farklı versiyonu bulunuyor. Bazı versiyonlara göre Chang’e ölümlü hayata daha fazla katlanamayıp kocasının iksirini içiyor ve karısının gökyüzüne yükseldiğini gören Hou Yi, oklarını atıyor ancak kalbine isabet edeceği korkusuyla geri çekiliyor. Kocasına olan ihaneti nedeniyle tanrılar ona cennette yaşayacağı ölümsüz bir hayat yerine, Ay üzerinde yalnız ve sonsuz bir yaşam veriyor. Bu versiyona göre Chang’e ‘nin Ay üzerindeki tek arkadaşı, iksirler ve ilaçlar yapan minik bir yeşim tavşanıdır.

Zamanla Hou Yi karısının yalnızlığını azaltmak ve ona olan kızgınlığının geçtiğini belirtmek için ziyafetler hazırlasa da bu haliyle efsane Chang’e‘yi güzel ancak bencil bir kadın olarak gösterir, bu bencilliği nedeniyle çirkin bir kurbağaya dönüştüğü de söylenir. Yine farklı bir versiyonda Hou Yi, güneş üzerinde yaşamak için bir saray inşa ettiriyor ve bu nedenle Chang’e ile Hou Yi, ying ve yang’i temsil ediyorlar. Hangi versiyon olursa olsun Chang’e ve Hou Yi’nin ayrılığı tartışılamaz bir gerçek ve bana kalırsa günümüzde Chang’e‘nin Ay Tanrıçası olarak anılması nedeniyle hikayenin “iyi” versiyonu daha uygun.

Tsukimi ve Sonbahar Ortası Festivali’nin kutlanılma şekli oldukça benzer olsa da farklı bir nokta olarak Sonbahar Ortası Festivali’nde, genç kızlar mumlar yakar ve annelerine uzun ömür vermesi için Ay Tanrıçası Chang’e ‘ye dualar eder. Chang’e ayrıca doğurganlık, cesaret ve güç ile de ilişkilendirilen, duacılarını güzellikle ödüllendirdiğine inanılan bir figürdür.

Ayrıca Chang’e hakkında ufak ve ilgi çekici bir bilgiyi de yazıya eklemekten kendimi alamadım. Ay’a ilk iniş gerçekleştirilmeden önce Houston Capcom ve Apollo 11 ekibi arasındaki konuşmada da Ay Tanrıçası Chang’e‘den bahsediliyor.

Houston: Apollo’yu içeren büyük haber başlıkları arasında, kocaman bir tavşanı olan bir kızı bulmanızı isteyen biri var. Eski bir efsane, Chang’e adında Çinli güzel bir kızın 4000 yıldır orada yaşadığını söylüyor. Görünüşe göre kocasından ölümsüzlük hapını çaldığı için aya sürülmüş. Ayrıca ona eşlik eden bir Çin Tavşanı da var; arka ayakları üzerinde durduğu için tarçın ağacına benzer, fark edilmesi kolay bir tavşan. Tavşanın adı kayıtlarda yok, ne olduğunu bilmiyoruz.

Collins: Tamamdır! Tavşan kıza dikkat edeceğiz. “

Geçen hafta öğrendiğimiz Tsukimi Festivali’nden sonra festivalin arkasında yatan gerçek hikayeye bakmanın çok daha güzel olduğunu düşünüyorum. Hikayenin hangi versiyonu doğru olursa olsun yine de Chang’e ve Hou Yi’nin üzücü olduğunu görüyoruz, umalım ki en sonunda birbirlerine kavuşabilmiş olsunlar. Son zamanlarda çıkan- benim de izleme listemde olan- ve Chang’e ‘nin hikayesinden esinlenen “Bir Ay Masalı” adlı animasyona göz atmak isteyebilirsiniz. Önceki yazılarıma ulaşmak için tık tık. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere…

© Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir